Uluslararası Adalet Divanı’nda Myanmar’a karşı yürütülen soykırım davasında sona yaklaşılırken, Arakanlı Müslüman temsilciler nihai kararın bu yıl içinde açıklanacağını öngörüyor.
Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Myanmar ordusunun Arakanlı Müslümanlara (Rohingya) yönelik eylemlerinin "soykırım" teşkil edip etmediğine dair tarihi davada kritik bir aşamaya girdi. Gambiya'nın öncülüğünde yürütülen hukuki süreçte esasa ilişkin duruşmalar devam ederken, davanın nihai kararının 2026 yılı içerisinde açıklanması bekleniyor.
Hukuki Süreçte Sona Doğru
Arakan Rohingya Ulusal Konseyi (ARNC) Eş Başkanı Nay San Lwin, Lahey'deki son oturumların davanın seyri açısından belirleyici olduğunu vurguladı. Bu hafta gerçekleştirilen açılış duruşmalarında Gambiya heyeti, Myanmar güvenlik güçlerinin işlediği suçların, 1948 Soykırım Sözleşmesi’nin maddelerini açıkça ihlal ettiğine dair kapsamlı kanıtlar sundu.
Hukukçular, mahkemenin önündeki delillerin, şiddetin rastgele bir iç çatışma sonucu değil, belirli bir etnik grubu tamamen veya kısmen yok etme amacı güden sistematik bir politika olduğunu ortaya koyduğunu belirtiyor. Lwin, uluslararası yargı sürecinin yavaş işlemesine rağmen, mahkemenin bu yıl içinde bir karara varmasının beklendiğini ve bunun mağdurlar için hayati önem taşıdığını ifade etti.
"Sistematik İmha Politikası"
Mahkemeye sunulan dosyada, Myanmar ordusunun köyleri yakması, kitlesel infazlar gerçekleştirmesi, cinsel şiddeti bir savaş silahı olarak kullanması ve yüz binlerce insanı yerinden etmesi gibi eylemler detaylandırılıyor. Gambiya tarafı, bu eylemlerin "devlet destekli bir soykırım kampanyası" olduğunu savunurken, Myanmar tarafı ise suçlamaları reddederek operasyonların "terörle mücadele" kapsamında yapıldığını iddia ediyor.
Arakanlı temsilciler, sahadaki durumun vahametini koruduğuna dikkat çekiyor. UAD'nin 2020 yılında aldığı ve Myanmar'ı soykırımı önlemeye çağıran "geçici tedbir" kararlarına rağmen, bölgedeki Müslüman nüfusa yönelik baskı ve şiddetin devam ettiği raporlanıyor.
Uluslararası Hukuk İçin Emsal Niteliğinde
Bu dava, uluslararası hukuk açısından da tarihi bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Gambiya, Myanmar’daki olaylardan doğrudan zarar gören bir taraf olmamasına rağmen, Soykırım Sözleşmesi’ne taraf her ülkenin soykırımı önleme ve cezalandırma yükümlülüğü olduğu ilkesinden hareketle bu davayı açmıştı. Mahkemenin vereceği karar, sadece Myanmar için değil, gelecekteki benzer insan hakları ihlalleri ve devletlerin sorumlulukları açısından da bağlayıcı bir emsal oluşturacak.
Hukuki zaferin tek başına yeterli olmayacağını belirten Arakanlı yetkililer, uluslararası toplumun diplomatik baskı ve yaptırımlarla mahkeme kararını desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor. Beklenen kararın, yıllardır vatansız bırakılan ve sistematik zulme uğrayan Rohingya halkı için adaletin tesisi adına sembolik ve hukuki bir dönüm noktası olması hedefleniyor.