15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Antalya'nın Antik Kentlerinde 'Yeşil' Miras Dönemi: 5 Endemik Tür Ziyaretçilerle Buluşuyor

Antalya'daki beş büyük antik kentin sınırları içerisinde yetişen ve sadece bu bölgelere özgü olan endemik bitki türleri, Avrupa Birliği destekli bir projeyle kayıt altına alındı. Termessos, Side, Perge, Aspendos ve Phaselis'te yürütülen çalışmalarda, tarihi kalıntıların gölgesinde yaşayan nadir çiçekler, QR kodlu sistemler ve özel rehberlerle ziyaretçilere tanıtılarak koruma çemberine alınıyor.

Paylaş:
Antalya'nın Antik Kentlerinde 'Yeşil' Miras Dönemi: 5 Endemik Tür Ziyaretçilerle Buluşuyor

Antalya'daki beş büyük antik kentin sınırları içerisinde yetişen ve sadece bu bölgelere özgü olan endemik bitki türleri, Avrupa Birliği destekli bir projeyle kayıt altına alındı. Termessos, Side, Perge, Aspendos ve Phaselis'te yürütülen çalışmalarda, tarihi kalıntıların gölgesinde yaşayan nadir çiçekler, QR kodlu sistemler ve özel rehberlerle ziyaretçilere tanıtılarak koruma çemberine alınıyor.

Antalya, ev sahipliği yaptığı arkeolojik hazinelerin yanı sıra biyolojik çeşitliliğiyle de dikkat çeken yeni bir turizm ve koruma modeline geçiş yapıyor. Antalya Orkidelerini ve Biyolojik Çeşitliliğini Koruma Derneği (ANTOK) yürütücülüğünde ve Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz koordinatörlüğünde hayata geçirilen "Apollo’dan Athena’ya Antik Kentler ve Endemik Çiçekler Projesi", arkeoloji ve botaniği bir araya getirdi.

Proje kapsamında, bölgedeki beş antik kentte detaylı saha çalışmaları yapılarak, sadece bu lokasyonlarda veya yakın çevresinde yetişen endemik türlerin yayılış alanları haritalandırıldı.

Her Antik Kente Özel Bir Endemik Tür

Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde AB fonlarıyla desteklenen çalışmada, her antik kent kendi karakteristik bitkisiyle eşleştirildi. Yapılan tespitlere göre koruma altına alınan türler ve bulundukları antik kentler şöyle sıralandı:

  • Termessos: Termessos çiğdemi
  • Side: Side canavar otu
  • Perge: Perge hava civası
  • Aspendos: Aspendos Toros orkidesi
  • Phaselis: Phaselis burçağı

Bu türlerin neslinin devamı için özel izleme metotları geliştirilirken, akademisyenler, arkeologlar ve turist rehberlerine yönelik eğitim programları düzenlendi.

Ziyaretçiler İçin Dijital Rehber ve QR Kod Dönemi

Proje, sadece bilimsel bir envanter çalışmasıyla sınırlı kalmayıp, bu mirası ziyaretçilere anlatmayı da hedefliyor. ANTOK Projeler Sorumlusu ve Flora İzleme Uzmanı Pınar Kınıklı, antik kentlerin sadece taş yapılardan ibaret olmadığını, yaşayan bir kültürel mirası da barındırdığını vurguladı.

Ziyaretçilerin bilinçlendirilmesi amacıyla antik kent girişlerine bilgilendirici tabelalar yerleştirildi. Bu tabelalara entegre edilen QR kodlar sayesinde ziyaretçiler, telefonlarına indirecekleri bir uygulama üzerinden o bölgede hangi mevsimde hangi çiçeği görebileceklerini öğrenebiliyor. Ayrıca hazırlanan özel kitapçıklarla turistlere bölgenin florası hakkında detaylı bilgi sunuluyor.

Lahitlere İşlenen Çiçekler Bugün Hala Yaşıyor

Saha çalışmaları sırasında çarpıcı detaylarla karşılaştıklarını belirten Pınar Kınıklı, endemik bitkilerin geçmişte de bölge halkı için büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Kınıklı, "Bazı lahit ve antik kapıların üzerinde bugün korumaya çalıştığımız endemik bitkilerin motiflerinin işlendiğini gördük. Binlerce yıl önce de insanlar bu türleri seviyor ve koruyordu. Yani 2 bin yıllık bir lahitin yanı başında, 2 bin yıldır genetiğini koruyan canlı bir miras yaşamaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

Bölgedeki insan baskısına da değinen Kınıklı, bilinçsizlik nedeniyle yaşanan bazı olumsuzlukları şu sözlerle aktardı: "Çalışmalarımız sırasında antik kentte gezerken endemik bir çiğdemi koparıp kulağının arkasına takan ziyaretçilerle karşılaştık. Kendilerine bu çiçeğin ne kadar nadir olduğunu anlattığımızda büyük üzüntü duydular. Bu tür durumlar, toplumu bilgilendirmenin ne kadar hayati olduğunu gösteriyor."

"Antik Kentler Şehrin Gözbebeği"

Proje Koordinatörü Prof. Dr. İsmail Gökhan Deniz ise antik kentlerin arkeolojik zenginlikleri nedeniyle yoğun bir insan trafiğine maruz kaldığını, bu durumun biyolojik çeşitlilik üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti.

Dünyada sadece bu antik kentleri yaşam alanı olarak seçen türlerin korunması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Deniz, "Tehdit altındaki bu türleri geleceğe aktarmak istiyoruz. Yürütülen koruma tedbirleri ve bilgilendirme çalışmaları sayesinde türlerin yayılış alanlarında artış gözlemledik ve artık daha güvendedeler" değerlendirmesinde bulundu.

Projenin başarısının ardından modelin diğer antik kentlere de yaygınlaştırılması hedefleniyor. Kazı başkanlıklarının da sürece dahil olmasıyla, arkeolojik kazılar sırasında bitki örtüsünün korunmasına yönelik hassasiyetin arttığı bildirildi.