1 Mart 2026 Pazar
Haber

Ankara'nın Yeni Irak Stratejisinde Kilit Düğüm: Sincar

Türkiye'nin "Suriye'den sonra Irak" doktrini, Bağdat ile Erbil arasındaki yetki karmaşasının sürdüğü Sincar'ı yeniden masaya yatırdı. Bölgedeki güvenlik boşluğu ve PKK varlığının geleceği, Ankara-Bağdat hattındaki diplomasinin en kritik başlığına dönüştü.

Paylaş:
Ankara'nın Yeni Irak Stratejisinde Kilit Düğüm: Sincar

Türkiye'nin "Suriye'den sonra Irak" doktrini, Bağdat ile Erbil arasındaki yetki karmaşasının sürdüğü Sincar'ı yeniden masaya yatırdı. Bölgedeki güvenlik boşluğu ve PKK varlığının geleceği, Ankara-Bağdat hattındaki diplomasinin en kritik başlığına dönüştü.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon programında yaptığı ve terörle mücadelede ağırlık merkezinin Suriye’den Irak’a kayabileceğine işaret eden açıklamaları, bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor. Bakan Fidan’ın özellikle Sincar, Kandil ve Mahmur üçgenine dikkat çekerek olası kara harekatı sinyali vermesi, gözleri Bağdat ve Erbil arasındaki çözülemeyen idari krizin merkezi olan Sincar'a çevirdi.

Diplomatik Trafik ve Yanlış Anlaşılmaların Giderilmesi

Fidan'ın açıklamalarının hemen ardından Irak'ta bazı siyasi grupların egemenlik tartışmalarını gündeme getirmesi üzerine, Türk diplomatik misyonları süratle devreye girdi. Türkiye'nin Bağdat Büyükelçisi Anıl Bora İnan ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Ankara'nın önceliğinin Irak'ın toprak bütünlüğünü ihlal etmek değil, sınır güvenliğini tehdit eden unsurları kaynağında etkisiz hale getirmek olduğunu vurguladı. Diplomatik kaynaklar, Türkiye'nin Irak hükümetiyle koordinasyon içinde hareket etme arzusunda olduğunu, ancak ulusal güvenliği tehdit eden yapılar konusunda proaktif tutumundan taviz verilmeyeceğini belirtiyor.

Sincar Neden Stratejik?

Musul'un batısında, Suriye sınırına yaklaşık 80 kilometre mesafede bulunan Sincar, coğrafi konumuyla terör örgütü PKK için kritik bir lojistik merkez işlevi görüyor. İlçe merkezine hakim Sincar Dağı, örgütün hem gözetleme hem de savunma hattı kurmasına olanak tanırken, dağlık arazide kazılan tünel ağları örgütün hava harekatlarından korunmasını sağlıyor.

Bölgedeki istikrarsızlığın kökleri, 2014 yılında terör örgütü DEAŞ'ın Ezidi nüfusa yönelik saldırılarına dayanıyor. O dönemde oluşan güvenlik boşluğunu fırsat bilen PKK/YPG unsurları, "insani koridor" iddiasıyla bölgeye yerleşerek yerel taban bulmaya çalıştı. 2015'te DEAŞ'ın bölgeden temizlenmesine rağmen örgüt, 2016 yılında kurduğu sözde "Sincar İnşa Meclisi" gibi yapılarla fiili bir özyönetim denemesinde bulundu.

Bağdat-Erbil Hattındaki Çatlak ve 2020 Anlaşması

Sincar'daki asıl sorun, Bağdat merkezi hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki yetki paylaşımı krizinden besleniyor. Bölgede halihazırda Irak Ordusu, Peşmerge güçleri, Haşdi Şabi milisleri ve PKK güdümündeki YBŞ (Sincar Direniş Birlikleri) gibi çok sayıda silahlı aktör iç içe geçmiş durumda.

Birleşmiş Milletler gözetiminde Ekim 2020'de Bağdat ve Erbil arasında imzalanan "Sincar Anlaşması", bölgedeki tüm yasadışı silahlı grupların çıkarılmasını ve güvenliğin federal güçlere devredilmesini öngörüyordu. Ancak aradan geçen yıllara rağmen anlaşma sahada tam olarak uygulanamadı. Örgüt unsurlarının, Haşdi Şabi bünyesindeki bazı tugaylara sızarak veya üniforma değiştirerek varlıklarını sürdürdüğü güvenlik raporlarına yansıyor.

Olası Senaryolar: Koordinasyon mu, Tek Taraflı Müdahale mi?

Uzmanlar, Türkiye'nin Sincar'a yönelik stratejisinde iki ana senaryonun öne çıktığını belirtiyor. İlk senaryo, Ankara'nın Bağdat ve Erbil ile tam koordinasyon içinde, Irak güçlerinin bölgede egemenliği sağlamasına hava desteği ve istihbarat ile katkı sunması üzerine kurulu. Bu model, Sincar Anlaşması'nın da fiilen hayata geçirilmesi anlamına geliyor.

İkinci senaryo ise diplomatik müzakerelerin sonuçsuz kalması durumunda, örgütün lojistik hatlarını kesmeye yönelik nokta operasyonların artırılması. Sincar-Suriye hattındaki geçişkenliğin engellenmesi, örgütün Kandil ile olan bağının koparılması açısından hayati önem taşıyor.

11 Kasım 2025'te Irak'ta yapılan parlamento seçimlerinin ardından henüz istikrarlı bir hükümetin kurulamamış olması süreci zorlaştırsa da, Sincar meselesinin çözümü sadece Türkiye'nin sınır güvenliği için değil, Musul havzasının istikrarı ve yerlerinden edilmiş Ezidi halkının evlerine dönüşü için de zorunluluk arz ediyor.