Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleşen panelde uzmanlar, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki stratejik rolünü ve Somali ile derinleşen iş birliğinin bölgesel etkilerini masaya yatırdı.
ANKARA — Türkiye'nin Afrika açılımında kilit bir role sahip olan Somali ile ilişkilerin dünü, bugünü ve geleceği, başkentte düzenlenen üst düzey bir panelde ele alındı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından organize edilen "Küresel Dönüşüm Sürecinde Türkiye-Somali İlişkileri" başlıklı toplantıda, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın sadece ikili düzeyde değil, küresel güç dengeleri açısından da taşıdığı önem vurgulandı.
SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Tunç Demirtaş’ın moderatörlüğünü üstlendiği oturumda, Somaville Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yahya Amir Hagi İbrahim, The Peninsula Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi İcra Direktörü Yasin Bashir Sh İbrahim ve Toronto Üniversitesi Secure Futures Lab Araştırmacısı Ebuzer Demirci konuşmacı olarak yer aldı.
600 Yıllık Derin Hafıza
Panelde söz alan Somaville Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yahya Amir Hagi İbrahim, iki toplum arasındaki bağların sanılandan çok daha eskiye dayandığına dikkat çekti. İlişkilerin yaklaşık 600 yıllık bir geçmişi olduğunu hatırlatan Prof. Dr. İbrahim, bu derin tarihi arka planın eğitim müfredatlarına dahil edilmesi gerektiği çağrısında bulundu.
Somali diasporasının bölgesel gücüne de değinen İbrahim, Cibuti, Etiyopya ve Kenya gibi komşu ülkelerde yaşayan yoğun Somali nüfusunun, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki etkinliği için doğal bir köprü vazifesi görebileceğini belirtti.
Prof. Dr. İbrahim, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2011 yılında, o dönem Başbakan sıfatıyla Somali’ye gerçekleştirdiği tarihi ziyareti bir dönüm noktası olarak niteledi. Bu ziyaretin, Somali'nin uzun yıllar sonra ağırladığı ilk "başbakan" düzeyindeki ziyaret olduğunu hatırlatan İbrahim, Türkiye'nin yaklaşımının sömürgeci değil, tamamen "kazan-kazan" ilkesine dayalı olduğunu vurguladı.
"Uluslararası Kuruluşlar Gelmezken Türkiye Oradaydı"
The Peninsula Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi İcra Direktörü Yasin Bashir Sh İbrahim ise Türkiye'nin Somali'deki varlığının diğer uluslararası aktörlerden keskin bir şekilde ayrıştığını ifade etti. Dünyanın Somali'ye sırtını döndüğü, uluslararası yardım kuruluşlarının dahi güvenlik gerekçesiyle ülkeye girmekten imtina ettiği dönemlerde Türkiye'nin sahada olduğunu hatırlatan İbrahim, Türk yardım modelinin Somali halkının gerçek ihtiyaç ve önceliklerine göre şekillendiğini belirtti.
İbrahim ayrıca, İsrail'in Somaliland'ı tanıması gibi bölgesel bütünlüğü tehdit eden gelişmeler karşısında Türkiye'nin Somali'nin toprak bütünlüğünden yana tavır almasının, Somali halkı nezdinde Türkiye'ye duyulan güveni perçinlediğini dile getirdi. Türkiye Bursları ile eğitim gören Somalili gençlerin, iki ülke arasında geleceğin diplomatik ve kültürel elçileri olacağının altı çizildi.
Yeniden İnşa ve "Rıza Üretimi"
Toronto Üniversitesi Secure Futures Lab Araştırmacısı Ebuzer Demirci, Türkiye'nin "yumuşak güç" unsurlarını nasıl etkin kullandığını analiz etti. Türklerin tarihsel süreçte yabancı güçlere karşı verilen mücadelelerde Somalililerin yanında durduğunu belirten Demirci, bu tarihsel hafızanın bugün diplomatik ilişkilerde bir "rıza üretimi" sağladığını ifade etti.
2011'deki kıtlık döneminde Türkiye'nin, yaklaşık 20 yıldır kapalı olan Mogadişu Büyükelçiliğini yeniden açarak diplomatik izolasyonu kırdığını hatırlatan Demirci, Türk Kızılay ve AFAD gibi kurumların sahadaki dönüştürücü etkisine değindi. Sahra hastanelerinin kurulması, havalimanının modernize edilmesi ve yol yapım çalışmaları gibi somut adımların, Türkiye'yi diğer aktörlerden ayırdığı vurgulandı.
Demirci son olarak, 2024 yılında imzalanan Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması’nın önemine işaret ederek, Somali'nin kendi öz kaynaklarını kullanabilmesi önündeki engellerin, Türkiye ile geliştirilen bu yeni ortaklık modeli sayesinde aşılacağını sözlerine ekledi.