Türkiye Alzheimer Derneği, yaşlanan nüfusla birlikte dünya genelinde artış gösteren Alzheimer hastalığına karşı erken dönemde alınacak koruyucu önlemlerin hastalığa yakalanma riskini büyük ölçüde azalttığına dikkat çekiyor.
Dünya genelinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artması, beraberinde nörolojik hastalıkların görülme sıklığını da artırıyor. Bu hastalıkların başında gelen Alzheimer, hem hastalar hem de hasta yakınları için ciddi zorluklar barındırırken, uzmanlar hastalığın kader olmadığına ve doğru yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebileceğine vurgu yapıyor.
Türkiye Alzheimer Derneği (TAD) Bodrum Şubesi Başkanı ve Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Melek Kandemir Yılmaz, yaşlı nüfusun artmasıyla orantılı olarak Alzheimer riskinin de yükseliş eğiliminde olduğunu belirtti. Doç. Dr. Yılmaz'ın değerlendirmelerine göre, bireylerin kendi hayatlarında alabileceği basit ancak etkili önlemlerle bu riski yüzde 45 oranında azaltmak mümkün.
Hastalığın ortaya çıkmasında genetik faktörlerin yanı sıra çevresel etkenlerin ve yaşam alışkanlıklarının da büyük rol oynadığı biliniyor. Uzmanlar, riski yüzde 45 seviyesinde düşüren önlemler arasında zihinsel aktivitelerin canlı tutulması, düzenli fiziksel egzersiz yapılması, Akdeniz tipi beslenme alışkanlıklarının benimsenmesi ve kalp-damar sağlığının korunmasının altını çiziyor. Ayrıca diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi kronik rahatsızlıkların kontrol altında tutulması da beyni koruyan en önemli kalkanlar arasında yer alıyor.
Erken teşhis ve koruyucu hekimlik uygulamalarının önemine dikkat çekilen bu süreçte, toplumun orta yaşlardan itibaren beyin sağlığına yatırım yapması, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek hafıza ve bilişsel kayıpların önüne geçilmesinde kritik bir rol oynuyor. Toplumsal farkındalığın artırılması hedeflenirken, uzmanlar zihinsel ve fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmenin Alzheimer ile mücadelenin en temel adımı olduğunu hatırlatıyor.