15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Altın Piyasasında Yeni Dönem: 4.531 Dolarlık Zirve ve Değişen Dengeler

Spot piyasada altının onsunun 4.531 dolarla tarihi rekor kırdığı 2025 yılı, küresel finansta yapısal bir dönüşümü işaret ediyor. Merkez bankalarının alım hızını düşürdüğü, Batılı fonların ise sahneye geri döndüğü bu süreçte, ABD’nin değişen küresel rolü fiyatlamaların ana belirleyicisi konumunda.

Paylaş:
Altın Piyasasında Yeni Dönem: 4.531 Dolarlık Zirve ve Değişen Dengeler

Spot piyasada altının onsunun 4.531 dolarla tarihi rekor kırdığı 2025 yılı, küresel finansta yapısal bir dönüşümü işaret ediyor. Merkez bankalarının alım hızını düşürdüğü, Batılı fonların ise sahneye geri döndüğü bu süreçte, ABD’nin değişen küresel rolü fiyatlamaların ana belirleyicisi konumunda.

Geride bıraktğimiz 2025 yılı, altın piyasaları için tarihi bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti. Yıl içerisinde yüzde 74 oranında değer kazanan spot altın, 4.531 dolar seviyesini görerek tüm zamanların en yüksek değerine ulaştı. Bu rekor yükselişin ardında sadece Fed’in faiz politikaları veya enflasyon beklentileri değil, küresel finans sistemindeki köklü oyuncu değişiklikleri ve jeopolitik stratejilerin yeniden yazılması yatıyor.

Yükselişin Mimarı: Değişen ABD Politikaları

Piyasa analistlerine göre, altındaki bu agresif yükselişin temelinde ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimleri ve zayıflayan dolar endeksi olsa da, asıl itici güç Washington’daki siyasi eksen kayması oldu. Donald Trump’ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasıyla birlikte, ABD’nin "dünya jandarmalığı" rolünden çekilmeye başlaması ve doların küresel rezerv para statüsüne dair değişen yaklaşımı, yatırımcıları güvenli liman arayışına itti.

ABD'nin sınırsız dolar basma politikasından uzaklaşarak, üretim arzı sınırlı olan varlıklara (altın, gümüş gibi) yönelmesi, küresel piyasalarda "de-dolarizasyon" (dolarsızlaşma) sürecini hızlandıran bir faktör olarak öne çıkıyor.

Fonlar Sahneye Geri Döndü

2025 rallisinin en dikkat çekici özelliği, alıcı profilindeki değişim oldu. Geçtiğimiz yıllarda piyasayı domine eden merkez bankaları, 2025'te alımlarını bir miktar yavaşlattı. 2024 yılında 1.045 ton ile rekor kıran merkez bankası alımları, 2025 genelinde yaklaşık 900 tona geriledi. Türkiye, Çin, Polonya ve Kazakistan gibi ülkelerin merkez bankaları rezerv çeşitlendirme stratejilerini sürdürse de, alım hızındaki düşüş dikkat çekti.

Piyasadaki bu boşluğu ise Borsa Yatırım Fonları (ETF) doldurdu. Özellikle Kuzey Amerika ve Avrupalı kurumsal yatırımcıların ilgisiyle, küresel altın ETF'lerine yıl genelinde 800 tonu aşan giriş (inflow) gerçekleşti. 2023 ve 2024 yıllarında fonlardan çıkış yaşandığı veya talebin durağan seyrettiği göz önüne alındığında, bu geri dönüş fiyatların katlanmasında kritik rol oynadı.

Bireysel Talepte Asya Etkisi

Kurumsal taraftaki bu hareketliliğe bireysel yatırımcılar da eşlik etti. Külçe ve madeni para (coin) talebi, yılın her çeyreğinde 300 tonun üzerinde seyrederek, 2025 toplamında yaklaşık 1.200 ton seviyesine ulaştı. Özellikle Çin ve Hindistan kaynaklı Asya talebi güçlü kalmaya devam ederken, bireysel yatırımların istikrarlı seyri piyasanın tabanını destekleyen unsurlardan biri oldu.

Gelecek Beklentileri ve Riskler

Uzmanlar, altın fiyatlarındaki bu yükselişin geçici bir dalgalanma değil, yapısal bir değişimin habercisi olduğu görüşünde birleşiyor. ABD'nin küresel ticaret ve güvenlik politikalarındaki geri çekilmesi, jeopolitik boşluklar ve ticaret savaşları riskini artırırken, bu durum stagflasyon endişelerini de beraberinde getiriyor.

Önümüzdeki dönemde altın fiyatlarının seyrini Fed'in atacağı adımlar, enflasyon verileri ve jeopolitik gelişmeler belirleyecek. Yapısal yükseliş trendinin devam etmesi beklenmekle birlikte, olası küresel deflasyonist baskıların kısa vadede fiyatlarda düzeltmelere yol açabileceği uyarısı yapılıyor.