Ocak ayında yüzde 12'yi aşan bir değer kazancı kaydeden altının ons fiyatı, jeopolitik krizler ve küresel belirsizliklerin gölgesinde son 16 yılın en güçlü aylık performansına imza attı.
Küresel piyasalarda güvenli liman arayışı hız kesmeden devam ederken, altın fiyatları Ocak ayında tarihi bir yükseliş trendi yakaladı. Altının ons fiyatı, ayı yüzde 12,42'lik bir artışla tamamlayarak Kasım 2009'dan bu yana kaydedilen en iyi aylık performansını sergiledi. Yatırımcıların devlet tahvilleri ve para birimlerinden uzaklaşarak değerli metallere yönelmesi, bu rekor serisinin ana motoru oldu.
Volatiliteye Rağmen Çift Haneli Getiri
Yıla 4 bin 313 dolar seviyesinden başlayan altının onsu, ay içerisinde 5 bin 598 dolara kadar tırmanarak rekor tazeledi. Ancak ayın son işlem günlerinde ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığına Kevin Warsh’ı aday göstermesi ve gelen kar satışları piyasada sert bir düzeltmeye neden oldu. Bu gelişme sonrası ons fiyatında yüzde 10’u bulan bir geri çekilme yaşansa da, ay genelindeki güçlü kazanımlar korundu ve Ocak ayı yatırımcısına çift haneli getiri sağladı.
"Kusursuz Fırtına" Etkisi
Piyasa analistleri, altındaki bu yükselişi tek bir nedene bağlamanın zor olduğunu, bunun yerine birçok faktörün birleşimiyle oluşan "kusursuz bir fırtına" yaşandığını belirtiyor. Fiyatları yukarı çeken başlıca etkenler şunlar oldu:
- Jeopolitik Gerilimler: ABD yönetiminin Grönland konusundaki ısrarı ve Avrupa ile yaşanan gerginlikler, küresel risk iştahını azalttı. Ayrıca İran'a yönelik tehditler ve süregelen çatışma ortamı, güvenli liman talebini canlı tuttu.
- ABD İç Politikası: Federal hükümetin kapanma riski ve siyasi belirsizlikler, dolar üzerinde baskı oluşturarak altını destekledi.
- Merkez Bankası Politikaları: Fed'in faiz politikalarına dair beklentiler ve merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme amacıyla altın alımlarına devam etmesi fiyatları destekleyen diğer sütunlar oldu.
Tahvilden Kaçış ve "Değer Kaybı Ticareti"
Saxo Capital Emtia Strateji Başkanı Ole Hansen, piyasadaki bu hareketliliği "debasement trade" (değer kaybı ticareti) olarak tanımladı. Yatırımcıların, para birimlerinin değer kaybetme riskine karşı korunmak amacıyla devlet tahvillerinden ve nakit paradan çıkarak altına yöneldiğini belirten Hansen, doların zayıflamasının bu eğilimi daha da hızlandırdığına dikkat çekti.
Hansen'e göre, kontrolsüz mali borçlanma itibari paralara olan güveni sarsarken, sermayenin ABD varlıklarından çıkarak gelişmekte olan piyasalara ve emtialara kayması, altının portföy dengeleyici rolünü yeniden teyit etti.
Güvenli Liman Talebi Zirvede
Capital Economics İklim ve Emtia Ekonomisti Hamad Hussain ise mevcut tabloyu değerlendirirken, doların son dört yılın en düşük seviyelerine gerilediğine işaret etti. Hussain, ABD'deki politika belirsizliği ve küresel çapta artan jeopolitik risklerin birleşerek altın fiyatları için güçlü bir yukarı yönlü ivme yarattığını vurguladı. Uzmanlar, kısa vadeli dalgalanmalar olsa da, piyasadaki temel destekleyici faktörlerin varlığını koruduğu görüşünde birleşiyor.