Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) Başkanı Bige Yücel, 8 bini aşkın Alman şirketinin Türkiye'yi artık sadece bir iç pazar olarak değil, üç kıtaya açılan kritik bir üretim ve lojistik üssü olarak konumlandırdığını açıkladı.
Almanya ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, niceliksel büyümenin ötesinde niteliksel bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası (AHK Türkiye) Başkanı Bige Yücel, Alman iş dünyasının Türkiye'ye bakış açısının değiştiğini belirterek, ülkenin Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya pazarları için stratejik bir merkez haline geldiğini vurguladı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine atıfta bulunan Yücel, halihazırda Türkiye'de faaliyet gösteren yaklaşık 8 bin 250 Alman sermayeli şirketin bulunduğunu bildirdi. Almanya'nın Türkiye'deki en büyük yabancı yatırımcılardan biri olduğunu hatırlatan Yücel, bu yatırımların özellikle sanayi, otomotiv yan sanayi, makine, enerji, lojistik ve dijital altyapı alanlarında yoğunlaştığına dikkat çekti.
Nitelikli İş Gücü ve Sanayi Altyapısı Belirleyici
Alman şirketlerinin Türkiye'yi tercih etmesindeki temel motivasyonun yalnızca büyük iç pazar potansiyeli olmadığını ifade eden Yücel, genç ve nitelikli iş gücü ile Türkiye'nin sahip olduğu güçlü sanayi altyapısının bu stratejik ortaklıkta kilit rol oynadığını belirtti.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi verilerini de paylaşan Yücel, 2024 yılında ticaret hacminin yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, 2025 yıl sonu beklentisinin ise 48-52 milyar dolar bandında olduğunu kaydetti. Ancak Yücel, asıl odaklanılması gereken noktanın rakamlardan ziyade ticaretin içeriğindeki değişim olduğunu vurgulayarak, "Yeşil ve dijital dönüşüm odaklı ürün ve hizmetlerin ticaretteki payının artması, ekonomik ilişkileri daha sürdürülebilir kılıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Raylı Sistemlerde Yeni İş Birliği Fırsatları
Geleneksel olarak otomotiv, makine ve kimya sektörlerinin ticaretin ana taşıyıcıları olduğunu belirten Yücel, son dönemde raylı sistemler ve ulaştırma altyapısının da stratejik iş birliği alanları arasına girdiğini açıkladı. Türkiye'nin artan demir yolu ve altyapı yatırımları ile Alman firmalarının mühendislik ve teknoloji kabiliyetlerinin örtüştüğünü belirten Yücel, bu alanda katma değeri yüksek, uzun vadeli ortaklıklar için güçlü bir zemin oluştuğunu ifade etti.
Yeşil Dönüşüm ve COP31 Süreci
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesinin iş dünyası için kritik bir eşik olacağına değinen Yücel, yeşil dönüşümün artık sadece çevresel bir sorumluluk değil, rekabetin temel unsuru haline geldiğini söyledi.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ve karbon fiyatlandırması gibi uygulamaların şirketlerin maliyetlerini ve rekabetçiliğini doğrudan etkilediğini hatırlatan Yücel, "COP31 sürecini sadece bir iklim zirvesi olarak değil, ticaret ve sanayi politikalarının yeniden şekilleneceği stratejik bir dönem olarak görüyoruz" dedi.
Vize Sorununa "Hızlı Hat" Çözümü
İş dünyasının en önemli gündem maddelerinden biri olan vize sorunlarına da değinen Yücel, AHK Türkiye olarak Alman dış temsilcilikleriyle iş birliği içinde "Business Fast Track" uygulamasını yürüttüklerini belirtti. Bu uygulama ile şirket çalışanlarının iş seyahatlerini kolaylaştırmayı amaçladıklarını belirten Yücel, bu tür pratik çözümlerin zaman ve güven kaybını önlediğini ifade etti.
Yücel ayrıca, Türk yatırımcıların Almanya pazarında karşılaştığı finansmana erişim zorluklarını aşmak için Alman kredi kuruluşlarıyla iş birliklerini artırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.