Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi tarafından yürütülen saha araştırması, çocukları suça iten faktörlerin karmaşık yapısını ortaya koydu. Araştırmaya göre, ekonomik yetersizlik ve parçalanmış aile yapısı zemin hazırlarken, asıl tetikleyici unsur "yanlış arkadaş çevresi" oluyor.
BUGÜNKÜ HABERLER / BURDUR
Türkiye genelinde artan çocuk suç oranları üzerine akademik çalışmalar derinleşirken, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden (MAKÜ) dikkat çekici bir saha araştırması geldi. Çavdır Meslek Yüksekokulu Sosyal Hizmetler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Azime Arısoy ve ekibi tarafından yürütülen çalışmada, suça sürüklenen çocukların aileleriyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi. Elde edilen bulgular, çocukların suçla tanışmasında tek bir nedenin değil, "çoklu sosyal sorunlar" zincirinin etkili olduğunu kanıtlar nitelikte.
Ailelerin Gözünden Suçun Anatomisi
"Ailelerin bakış açısıyla çocukların suça sürüklenme nedenleri" başlıklı bilimsel çalışmada, suça karışmış çocukların ebeveynleri ve yakınlarıyla detaylı mülakatlar yapıldı. Doç. Dr. Arısoy, araştırmanın en çarpıcı sonucunun, aile yapısındaki bozulmalar ile ekonomik zorlukların suç olgusuyla doğrudan bağlantısı olduğunu belirtti.
Araştırma sonuçlarına göre, sosyoekonomik düzeyi düşük olan hanelerde ve parçalanmış aile yapısına sahip çocuklarda suç oranları belirgin şekilde artış gösteriyor. Ancak Arısoy, bu iki faktörün tek başına belirleyici olmadığını, sürecin bir "tetikleyici" ile hızlandığını vurguladı.
Kritik Eşik: "Arkadaş Çevresi"
Doç. Dr. Arısoy, görüşülen tüm ailelerin ortak bir noktada birleştiğine dikkat çekti: Yanlış arkadaş seçimi. Aileler, çocuklarının davranışlarındaki değişimin ve suça yönelimin, "kötü örnek oluşturan" bir arkadaş grubuna dahil olduktan sonra başladığını ifade etti.
Raporda, özellikle ergenlik dönemindeki çocukların sosyal çevrelerinden ve akran gruplarından yüksek düzeyde etkilendiği, evdeki otorite boşluğunun veya ilgisizliğin dışarıdaki riskli gruplarla doldurulduğu tespiti yer aldı.
Yoksulluk ve İhmal Zincirleme Etki Yapıyor
Çalışma, çocukları suça iten diğer yapısal sorunları da gün yüzüne çıkardı. Arısoy, yoksulluk ile çocuğun ihmal ve istismarının iç içe geçen süreçler olduğunu belirterek şu tespitlerde bulundu:
- Madde Bağımlılığı Etkisi: Aile bireyleri arasında alkol, uyuşturucu madde kullanımı veya sigara bağımlılığı gibi sorunların varlığı, çocuğu doğrudan etkiliyor.
- Psikolojik Sorunlar: Ev içinde tedavi edilmemiş psikolojik rahatsızlıkları olan bireylerin bulunması, çocukta davranış bozukluklarına zemin hazırlıyor.
- İstismar Döngüsü: Fiziksel, cinsel veya duygusal istismara maruz kalan çocuklar, savunma mekanizmesi veya tepki olarak suça yönelebiliyor.
Arısoy, "Çocukların suça itilmesi tek, belirgin bir sosyal sorundan kaynaklanmıyor. Çalışmamızda suça sürüklenen çocukların çoklu sosyal sorunlar yaşadıklarını tespit ettik" ifadelerini kullandı.
Çözüm Önerisi: Sürekli Gelir ve Sosyal Uyum
Raporun sonuç bölümünde, sorunun çözümü için sadece çocuğu değil, aileyi de kapsayan bütüncül bir yaklaşım önerildi. Doç. Dr. Arısoy, çocuğun yüksek yararının korunması için dezavantajlı ailelere yönelik "profesyonel müdahale" gerektiğinin altını çizdi.
Akademisyenler, yoksul ailelerin günübirlik ve güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalmasının çocuk üzerindeki denetimi zayıflattığını vurguluyor. Bu nedenle çözüm önerileri arasında şunlar öne çıkıyor:
- Ekonomik Destek: Risk grubundaki ailelerin düzenli bir gelire kavuşturulması ve meslek edindirme kurslarına yönlendirilmesi.
- Ücretsiz Bakım Hizmeti: Okul öncesi dönemdeki çocuklar için ücretsiz kreş ve gündüz bakım evlerinin yaygınlaştırılması.
- Sosyal Rehabilitasyon: Suça sürüklenme riski taşıyan ergenlerin spor, sanat ve kültürel faaliyetlerle sosyal uyum projelerine dahil edilmesi.
Uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve devlet kurumlarının işbirliği ile bu ailelere sağlanacak ayni ve nakdi yardımların, potansiyel suç mağdurlarının oluşmasını da engelleyeceğini belirtiyor.