Sakarya Üniversitesi tarafından yürütülen kapsamlı bir saha araştırması, sanal kumar bağımlılığı ile mücadelede aile faktörünün kritik rolünü ortaya koydu. Denetimli serbestlik altındaki bireylerle yapılan çalışmaya göre, güçlü aile desteği hem bağımlılık riskini düşürüyor hem de intihar eğilimini engelliyor.
Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi (BAMER), dijital çağın veba gibi yayılan sorunu sanal kumar bağımlılığına dair önemli bir akademik çalışmaya imza attı. Antalya’da düzenlenen "Türk Denetimli Serbestlik Sistemi 20. Yıl Uluslararası Kongresi"nde sunulan araştırma, Sakarya’da denetimli serbestlik tedbiri altındaki yüzlerce yükümlü ile yüz yüze gerçekleştirilen görüşmelere dayanıyor. Araştırma sonuçları, sosyal destek mekanizmalarının bağımlılık üzerindeki koruyucu etkisini net verilerle gözler önüne serdi.
Dünya Ortalamasının Üç Katı
BAMER Müdürü Prof. Dr. Hasan Hüseyin Taylan tarafından detayları paylaşılan çalışmada, 429 yükümlü ile anket yapıldı. Elde edilen veriler, risk grubundaki bu kitlede sanal kumar oynama oranının yüzde 10 seviyesinde olduğunu gösterdi. Dünya genelinde bu oranın yüzde 3-4 bandında seyrettiğine dikkat çekilen raporda, mevcut tablonun ciddiyeti vurgulandı.
Aile Desteği "Hayati" Bir Bariyer
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, aile ve sosyal çevrenin bağımlılık üzerindeki doğrudan etkisi oldu. Verilere göre, aile bağları kuvvetli olan ve sosyal destek sistemi işleyen bireylerde sanal kumar bağımlılığı oranları belirgin şekilde daha düşük çıkıyor.
Prof. Dr. Taylan’ın aktardığı bulgulara göre, aile desteği sadece bağımlılığı önlemekle kalmıyor, aynı zamanda bağımlılığın yarattığı psikolojik yıkımı da hafifletiyor. Sosyal destek sistemi güçlü olan bağımlı bireylerde, sanal kumarın tetiklediği intihar düşüncelerinin eyleme dönüşme ihtimalinin azaldığı tespit edildi. Aile, birey ile intihar düşüncesi arasında adeta koruyucu bir tampon görevi görüyor.
Boşanmış Bireylerde Risk Artıyor
Saha çalışması, demografik özelliklerin bağımlılık üzerindeki etkisine dair de çarpıcı profiller çizdi. Araştırmada öne çıkan risk grupları şöyle sıralandı:
- Yaş Faktörü: 35 yaş altındaki bireylerde bağımlılık oranları, daha ileri yaş gruplarına göre daha yüksek.
- Medeni Durum: Boşanmış veya eşinden ayrılmış bireylerde sanal kumar bağımlılığı, bekar veya evli olanlara kıyasla çok daha yaygın görülüyor.
- Eğitim Düzeyi: Eğitim seviyesi düştükçe bağımlılık riski artış gösteriyor.
Ayrıca dijital oyun alışkanlıklarının, sanal kumara geçişte bir köprü vazifesi gördüğü belirlendi. Dijital oyun oynayan kitlede sanal kumar bağımlısı olma ihtimalinin ciddi oranda arttığı saptandı.
7/24 Erişim ve Fenomen Etkisi
Çalışmada, sanal kumarı geleneksel kumardan ayıran en tehlikeli özelliğin "mekan bağımsızlığı" olduğu vurgulandı. Kumarhanelerin aksine, dijital cihazlar sayesinde 24 saat kesintisiz erişimin mümkün olması bağımlılığı körüklüyor.
Ekonomik motivasyonun yanı sıra, pazarlama stratejileri de bağımlılığı artıran temel etkenler arasında. Özellikle sosyal medya fenomenleri ve ünlü isimlerin yer aldığı agresif reklam kampanyalarının, gençleri bu tuzağa çekmekte etkili olduğu belirtiliyor.
Uzmanlar, çözüm için yalnızca bireysel tedavinin yeterli olmayacağını; siber denetimlerin artırılması, reklam yasaklarının sıkılaştırılması ve toplumsal farkındalık için ulusal bir eylem planının devreye sokulması gerektiğini savunuyor.