27 Şubat 2026 Cuma
Haber

Afrika Boynuzu’nda “Kalıcı Kapasite” Stratejisi: Türkiye’nin Bölgesel Etkisi Derinleşiyor

Akademisyen Dr. İbrahim Alegöz, Türkiye’nin Afrika politikasının kısa vadeli kazanımlardan ziyade, kurumsal altyapı ve kalıcı kapasite inşasına odaklanan özgün bir model sunduğunu belirtti.

Paylaş:
Afrika Boynuzu’nda “Kalıcı Kapasite” Stratejisi: Türkiye’nin Bölgesel Etkisi Derinleşiyor

Akademisyen Dr. İbrahim Alegöz, Türkiye’nin Afrika politikasının kısa vadeli kazanımlardan ziyade, kurumsal altyapı ve kalıcı kapasite inşasına odaklanan özgün bir model sunduğunu belirtti.

Bugünkü Haberler / Ankara

Afrika Boynuzu, küresel ticaret hatlarının kesişim noktasında yer alması, göç rotaları üzerindeki konumu ve terörle mücadele dinamikleri nedeniyle uluslararası rekabetin en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline geldi. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden uzmanlar, Türkiye’nin bu karmaşık coğrafyadaki varlığının, diğer küresel aktörlerden ayrışan stratejik bir derinliğe sahip olduğuna dikkat çekiyor.

“Somali’de Dış Müdahale ve Radikalleşme” kitabının yazarı Akademisyen Dr. İbrahim Alegöz, Türkiye’nin bölgedeki yaklaşımını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemdeki diplomatik temaslarını değerlendirdi. Alegöz’e göre Ankara’nın stratejisi, geçici yardımların ötesine geçerek “kalıcı kapasite üretimi” üzerine kurulu bir modele dayanıyor.

Yardımdan Fazlası: Kurumsal İnşa ve Süreklilik

Bölgedeki dış angajmanların genellikle tek boyutlu yardım veya yatırım kategorilerine sıkıştığını belirten Alegöz, sahadaki gerçekliğin çok daha kapsamlı bir yaklaşım gerektirdiğini vurguladı. Somali örneği üzerinden analizlerde bulunan akademisyen, Türkiye’nin modelinin farkını şu sözlerle açıkladı:

"Türkiye’nin yaklaşımı, kısa vadeli kazanım arayışından çok kalıcı kapasite üretmeye odaklanan bir çizgi olarak ön plana çıkmaktadır. Mogadişu’da sürdürülen diplomatik mevcudiyet, kamu hizmetleri, kurumsal destek, güvenlik kapasite inşası ve bağlantısallığı aynı stratejik hat üzerinde birleştirmeyi hedeflemektedir."

Alegöz, bu stratejinin uzaktan yönetim yerine, sahada doğrudan koordinasyon ve yerel kurumlarla birlikte çalışma pratiğine dayandığını ifade etti.

Sağlık, Ulaşım ve Güvenlikte Somut Adımlar

Türkiye’nin bölgedeki varlığının sadece diplomatik niyet beyanlarından ibaret olmadığını belirten Alegöz, bu politikanın somut araç setleriyle desteklendiğine dikkat çekti. 2015 yılında açılan Somali-Türkiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni örnek gösteren Alegöz, bu girişimin teknik kapasite artırımı ve kamusal hizmet üretiminde kritik bir rol oynadığını kaydetti.

Benzer şekilde, Türk Hava Yolları’nın (THY) 2012 yılında başlattığı Mogadişu uçuşlarının, Somali’nin uluslararası izolasyonunu kıran hayati bir adım olduğu vurgulandı. Liman ve havalimanı gibi stratejik noktaların işler halde tutulmasının, hem kamu gelirleri hem de ülkenin dünyaya açılması açısından vazgeçilmez bir zemin oluşturduğu belirtildi.

Güvenlik alanındaki işbirliklerine de değinen Alegöz, Türkiye’nin sağladığı eğitim ve profesyonelleşme desteğinin, geçici operasyonel çözümlerden ziyade kalıcı bir güvenlik mimarisi oluşturmayı hedeflediğinin altını çizdi.

Bölgesel Krizlerde Arabuluculuk Rolü

Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki etkisinin sadece ikili ilişkilerle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda bölgesel istikrarın korunmasında da belirleyici olduğu görülüyor.

Dr. Alegöz, Ankara’da imzalanan ve Etiyopya ile Somali arasındaki gerilimi düşürmeyi amaçlayan “Ankara Deklarasyonu”nun önemine işaret etti. Bu girişimin, iki ülke arasındaki “sıcak çatışma” ihtimalini azaltarak krizi diplomatik müzakere zeminine çektiğini belirten Alegöz, Türkiye’nin arabuluculuk kapasitesinin bölgedeki tansiyonu yönetilebilir bir seviyede tuttuğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Şubat’ta gerçekleştirdiği Etiyopya ziyaretinin de bu geniş vizyonun bir parçası olduğunu belirten Alegöz, Ankara’nın Addis Ababa-Mogadişu hattındaki dengeyi koruyarak, kıyı erişimi ve egemenlik tartışmalarını diyalog zemininde tutmaya çalıştığını sözlerine ekledi.