15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Adana'nın Kültürel Hafızası Ahşap Rölyeflerle Sınırları Aşıyor

Adana Olgunlaşma Enstitüsü, kentin binlerce yıllık tarihini ve simge yapılarını üç boyutlu rölyef sanatıyla tablolara işleyerek, yerel kültürü ABD’den Kazakistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada sanatseverlerle buluşturuyor.

Paylaş:
Adana'nın Kültürel Hafızası Ahşap Rölyeflerle Sınırları Aşıyor

Adana Olgunlaşma Enstitüsü, kentin binlerce yıllık tarihini ve simge yapılarını üç boyutlu rölyef sanatıyla tablolara işleyerek, yerel kültürü ABD’den Kazakistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada sanatseverlerle buluşturuyor.

Adana’nın merkez Seyhan ilçesi Tepebağ Mahallesi’nde, 145 yıllık tarihi bir binada faaliyet gösteren Adana Olgunlaşma Enstitüsü Kültür Sanat Merkezi, kentin kültürel mirasını geleceğe taşımak adına önemli bir misyon üstleniyor. Enstitü bünyesindeki usta öğreticiler, geleneksel el sanatlarını modern tekniklerle harmanlayarak kentin tarihi dokusunu ahşap ve kumaş üzerine nakşediyor.

Tarihi Yapılar Sanat Eserine Dönüşüyor

Enstitünün atölyelerinde yürütülen titiz çalışmalar sonucunda, Adana’nın sembolü haline gelmiş mimari yapılar üç boyutlu sanat eserlerine dönüştürülüyor. Özellikle rölyef (kabartma) tekniğinin kullanıldığı çalışmalarda; tarihi Taş Köprü, Büyük Saat Kulesi, Varda Köprüsü, Anavarza Antik Kenti ve Tepebağ Höyük Evleri gibi kentin silüetini oluşturan mekanlar detaylı bir işçilikle tablolara yansıtılıyor.

Mimari yapıların yanı sıra bölgenin tarımsal zenginliğini simgeleyen pamuk ve portakal gibi yerel motifler de eserlerde sıkça yer buluyor. Bu çalışmalar, sadece sanatsal bir üretim olmanın ötesinde, kentin kimliğini belgeleyen görsel bir arşiv niteliği taşıyor.

Dört Kıtada Tanıtım Elçiliği

Adana Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Seher Coşkun, yürütülen projelerin temel amacının geleneksel sanatları aslına uygun şekilde yaşatmak ve kentin tanıtımına katkı sağlamak olduğunu vurguluyor. Coşkun, üretilen eserlerin yalnızca yurt içinde değil, uluslararası arenada da büyük ilgi gördüğünü belirtiyor.

Enstitü tarafından hazırlanan koleksiyonlar bugüne kadar ABD, Almanya, Fas ve Kazakistan gibi farklı ülkelerde düzenlenen sergilerde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Bu organizasyonlar sayesinde, Adana’nın kültürel zenginliği sınırları aşarak küresel bir izleyici kitlesine ulaşıyor. Ayrıca kenti ziyaret eden turistler, bu eserler aracılığıyla Adana’nın tarihi mekanlarının sanatsal yorumlarını inceleme ve satın alma fırsatı buluyor.

Her Eser İçin Günlerce Süren Emek

Eserlerin üretim süreci, büyük bir sabır ve ustalık gerektiriyor. Usta öğretici Gökçen Tuştaş, her bir tablonun arkasında yoğun bir araştırma ve emek sürecinin yattığını ifade ediyor. Sanatçılar, çalışmaya başlamadan önce eserlere konu olan tarihi yapıların mimari özelliklerini ve tarihçesini detaylı bir şekilde araştırıyor.

Tuştaş, desenlerin mimari yapıların orijinal formlarından esinlenerek hazırlandığını ve bir tablonun tamamlanmasının yaklaşık bir hafta sürdüğünü belirtiyor. Ahşap, tuval ve kumaş üzerine uygulanan kabartma tekniğiyle eserlere derinlik kazandırılıyor. Ziyaretçiler, gerçek yapılara birebir sadık kalınarak hazırlanan bu eserleri incelediklerinde, tarihi dokunun gerçekçiliği karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor.

Geleneksel sanatlara bağlı kalarak geleceğe ışık tutmayı hedefleyen enstitü, Adana’nın kültürel mirasını kalıcı hale getirirken, bu değerlerin unutulmasını engellemek için çalışmalarına aralıksız devam ediyor.