Adalet Bakanı Akın Gürlek, "Adalet devletin namusudur" diyerek, siyasi kimlik gözetmeksizin 86 milyon vatandaşın adalet ihtiyacını karşılama taahhüdünde bulundu.
Bugünkü Haberler
Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve gelişinin ardından katıldığı televizyon programında, yeni dönemdeki vizyonuna ve yargı sisteminin işleyişine dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakanlık görevini bir "emanet" olarak nitelendiren Gürlek, toplumun tüm kesimlerine eşit mesafede duracağının altını çizdi.
"Adalet Devletin Namusudur"
A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Bakan Gürlek, adaletin toplumsal düzenin temel taşı olduğunu vurguladı. Adalet kavramının zedelenmesi durumunda devlet ile vatandaş arasındaki güven bağının kopacağına dikkat çeken Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
"Adalet, devletin namusudur. Zedelendiği yerde güven sarsılır, güven sarsılırsa da kamu düzeni bozulur. Ben bir siyasi kimliğin dışında adalet ihtiyacı olan 86 milyon vatandaşımızın yanındayım, onların bakanıyım. Adalet ihtiyacı olan kim varsa, haktan, hukuktan yana bir mağduriyeti olan hangi vatandaşımız varsa benim kapım herkese açık."
Gürlek, hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, mağduriyet yaşayan her vatandaşın sorununu dinlemek için bu göreve atandığını belirtti.
Siyasi Ayrım Gözetmeyen "Açık Kapı" Politikası
Muhalefet partilerinden gelebilecek randevu taleplerine ve diyalog çağrılarına nasıl yaklaşacağı sorulan Gürlek, yapıcı bir tutum sergileyeceğinin sinyalini verdi. Kapısının parti ayrımı yapmaksızın herkese açık olduğunu yineleyen Adalet Bakanı, "Biz özellikle diyalog kapılarını kapatmamalıyız. Ben Adalet Bakanlığını temsil ediyorum. Gelirlerse, yardımcı olacağımız bir şey varsa, onların da hakla, hukukla sorunu varsa onlarla da görüşürüz" değerlendirmesinde bulundu.
Belediyelere Yönelik Soruşturmalar
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve diğer bazı belediyelere yönelik başlatılan soruşturmalara ilişkin de konuşan Bakan Gürlek, yargı süreçlerinin kişilerin makamından bağımsız işlediğini ifade etti. Cumhuriyet savcılarının şahıslara değil, suça ve delillere odaklandığını belirten Gürlek, "Kişinin makamına, mevkisine, belediye başkanı olmasına bakmayız. Suç var mı, yok mu ona bakarız" dedi.
Soruşturmaların yoğun ihbar ve şikayetler üzerine, "makul şüphe" ilkesi gereğince başlatıldığını hatırlatan Gürlek, gizli tanıklara baskı yapıldığı iddialarını ise kesin bir dille yalanladı. Sürecin tamamen hukuki çerçevede ve delillere dayalı olarak yürütüldüğünü vurguladı.
"Mahkeme Salonları Siyaset Arenası Değildir"
Bakan Gürlek, duruşmaların canlı yayınlanması tartışmalarına da değindi. Mevcut kanunlarda buna imkan tanıyan bir düzenleme bulunmadığını, ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) bu yönde bir irade göstermesi halinde mümkün olabileceğini belirtti.
Yargılamaların siyasi şova dönüştürülmemesi gerektiği uyarısında bulunan Gürlek, "Mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir, siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler, millet adına dosyadaki delillere göre karar verir ve siyasi propagandadan etkilenmez" şeklinde konuştu.
Tutuklu ve Hükümlü Görüşlerinde Yeni Düzenleme Sinyali
Cezaevlerindeki görüşme prosedürlerine dair bir mevzuat boşluğu bulunduğunu tespit ettiklerini açıklayan Gürlek, bu konuda yeni bir çalışma başlatıldığını duyurdu. Özellikle tutukluların avukatları aracılığıyla dışarıya rahatça not iletebilmesi konusundaki eksikliklere dikkat çeken Bakan, yapılacak yasal düzenleme ile bu alandaki denetimin artırılacağını ve çalışmanın kısa sürede Meclis'e sunulacağını bildirdi.