15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

ABD’nin Yeni Savaş Doktrini: 2026 Bütçesi "Varlık" Değil "Fabrika" Diyor

Washington, 900 milyar doları aşan devasa savunma bütçesiyle askeri stratejisini kökten değiştiriyor. Yeni Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA), sahada bayrak göstermeye dayalı eski düzeni yıkarken, Çin ile rekabet edebilecek bir "endüstriyel savaş makinesi" inşa etmeyi hedefliyor.

Paylaş:
ABD’nin Yeni Savaş Doktrini: 2026 Bütçesi "Varlık" Değil "Fabrika" Diyor

Washington, 900 milyar doları aşan devasa savunma bütçesiyle askeri stratejisini kökten değiştiriyor. Yeni Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA), sahada bayrak göstermeye dayalı eski düzeni yıkarken, Çin ile rekabet edebilecek bir "endüstriyel savaş makinesi" inşa etmeyi hedefliyor.

Bugünkü Haberler / Washington

Amerika Birleşik Devletleri, 2026 mali yılı için hazırlanan ve savunma harcamalarında 900 milyar dolar barajını aşan Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA) ile küresel güç mücadelesinde yeni bir sayfa açıyor. 3 bin sayfayı bulan bu devasa metin, sadece rakamsal bir artışı değil, Pentagon’un savaş doktrinindeki makas değişimini de belgeliyor. Bugünün dünyasında caydırıcılığın tanımı Washington için değişmiş durumda: Artık mesele "nerede olduğunuz" değil, "ne kadar hızlı üretebildiğiniz".

Sahada "Varlık" Devri Kapanıyor

Yıllardır ABD askeri doktrininin temelini oluşturan ve "presence" (sahada varlık gösterme) olarak tanımlanan strateji, 2026 bütçesiyle birlikte yerini "production" (üretim) odaklı bir yaklaşıma bırakıyor.

Geçmişte Amerikan askerinin üniformasıyla dünyanın dört bir yanındaki üslerde görünmesi caydırıcılık için yeterli sayılıyordu. Ancak yeni NDAA metninin satır araları, bu görüşün terk edildiğini gösteriyor. Metindeki düzenlemeler, Washington'un önümüzdeki on yılı anlık gövde gösterileriyle değil, kriz anlarında tedarik zincirlerini ayakta tutabilme ve mühimmat stoklarını hızla yenileyebilme kapasitesiyle kazanmayı planladığını ortaya koyuyor. Bu, askeri literatürde açıkça bir "yıpratma savaşı" hazırlığı olarak okunuyor.

Çin ve "Dünya Fabrikası" Tehdidi

Bu radikal değişimin arkasındaki temel motivasyon ise Çin. Pentagon analistleri, Pekin'in sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda savaş zamanında tüm endüstriyel tabanını seferber edebilen devasa bir "dünya fabrikası" olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor.

Ukrayna savaşından çıkarılan dersler, ABD’nin bu yeni yol haritasında belirleyici oldu. Rusya’nın ambargolara rağmen üretim hatlarını canlı tutabilmesi ve İran gibi aktörlerin tedarik zinciri direnci, Washington’a acı bir gerçeği hatırlattı: Yüksek yoğunluklu modern savaşlarda zaferi, en teknolojik silaha sahip olan değil, en uzun süre üretim yapabilen taraf kazanıyor.

"Sarf Edilebilir" Sistemler Dönemi

NDAA 2026’nın en dikkat çekici bölümlerinden biri, askeri envantere bakış açısındaki değişim. Yasa metninde "sarf edilebilir" (expendable) kavramı öne çıkıyor. Özellikle 867. Bölüm, insansız hava araçları ve otonom sistemler için "gözden çıkarılabilir" ifadesini kullanarak özel fonlar tahsis ediyor.

Bu yaklaşım, pahalı ve az sayıdaki platformlar yerine, kaybedildiğinde hızla yenisi konulabilen, maliyeti düşük ancak sürüsüyle etkili olan sistemlere geçişi simgeliyor. Amaç, düşmanın hava savunma mühimmatlarını bu ucuz sistemlerle tüketmek ve endüstriyel üretim hızıyla rakibi boğmak.

Kritik Madde: Savunma Sanayii "Müttefik" Statüsünde

Yasanın belki de en çarpıcı detayı, İsrail ile ilişkileri düzenleyen 1233. bölümde gizli. Yapılan yasal değişiklikle, acil durum yetkileri kapsamındaki "İsrail'e tedarik" ibaresi, "İsrail'e veya Amerika Birleşik Devletleri savunma sanayi tabanına" şeklinde genişletildi.

Bu küçük gibi görünen hukuki nüans, devasa bir stratejik anlam taşıyor. Washington yönetimi, kendi savunma sanayi tabanını artık ticari bir sektör olarak değil, hukuken korunması ve ne pahasına olursa olsun desteklenmesi gereken bir "müttefik" statüsünde görüyor. Ekonomik yapı, artık ulusal güvenliğin doğrudan bir parçası olarak kodlanıyor.

İttifaklarda "Üretim" Kriteri

ABD’nin müttefiklerine bakışı da bu yeni doktrinden nasibini alıyor. Yasa tasarısında Hindistan ve Pasifik bölgesindeki ülkelerle "Endüstriyel Dayanıklılık Ortaklığı" kurulması hedeflenirken, NATO üyeleri için kullanılan dil daha çok "yük paylaşımı" ve "sorumluluk devri" üzerine kurulu.

Washington, teknolojik üretim kapasitesine sahip müttefikleriyle (Tayvan, İsrail gibi) endüstriyel entegrasyona giderken, geleneksel Avrupa müttefiklerinden daha çok kendi savunma yüklerini üstlenmelerini bekliyor. Bu durum, ABD'nin küresel ittifak sistemini "üretim ortakları" ve "üs ev sahipleri" olarak ikiye ayırdığının işareti.

Sonuç olarak ABD, 2026 bütçesiyle büyük güç rekabetinin bir sonraki raunduna hazırlanıyor. Bu yeni stratejide zaferin anahtarı, enerji ve mineraller gibi "girdileri" kontrol altında tutmak ve mühimmat ile insansız sistemler gibi "çıktıları" maksimize etmekten geçiyor. Washington, diplomasi masasında değil, montaj hattında kazanacağı bir savaşa hazırlanıyor.