15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

ABD’nin Karakas Hamlesi: Venezuela’da Bir Devrin Sonu ve Enerji Savaşlarının Perde Arkası

Washington yönetiminin Venezuela’ya yönelik başlattığı askeri harekat ve Nicolas Maduro’nun tutuklanmasıyla Güney Amerika’da dengeler değişti. Chavez ile başlayan ‘Bolivarcı Devrim’ süreci fiilen sona ererken, operasyonun arkasındaki enerji jeopolitiği ve ABD iç siyasetindeki kritik dengeler gün yüzüne çıktı.

Paylaş:
ABD’nin Karakas Hamlesi: Venezuela’da Bir Devrin Sonu ve Enerji Savaşlarının Perde Arkası

Washington yönetiminin Venezuela’ya yönelik başlattığı askeri harekat ve Nicolas Maduro’nun tutuklanmasıyla Güney Amerika’da dengeler değişti. Chavez ile başlayan ‘Bolivarcı Devrim’ süreci fiilen sona ererken, operasyonun arkasındaki enerji jeopolitiği ve ABD iç siyasetindeki kritik dengeler gün yüzüne çıktı.

BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER SERVİSİ

Dünya, 2026 yılının ilk günlerinde Washington-Karakas hattından gelen tarihi bir haberle sarsıldı. ABD ordusunun Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği kapsamlı askeri müdahale sonucunda, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in yakalanarak yargılanmak üzere ABD topraklarına götürüldüğü bildirildi. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada yönetime el konulduğu ve geçiş sürecinin Washington tarafından koordine edileceği duyurulurken, bu hamle sadece bir iktidar değişimi değil, Hugo Chavez’den bu yana süregelen 27 yıllık bir siyasi hattın da kırılması anlamına geliyor.

Müdahalenin Fitili Nasıl Ateşlendi?

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde hız kazanan baskı politikaları, son askeri harekatla nihai sonuca ulaştı. Washington yönetimi uzun süredir Maduro’yu, ABD’yi istikrarsızlaştırmak, yasa dışı göçü körüklemek ve uyuşturucu trafiğini yönetmekle suçluyordu. Maduro’nun başına konulan 50 milyon dolarlık ödül ve "teslim ol" çağrılarının Karakas tarafından reddedilmesi, diplomatik köprülerin tamamen atılmasına neden oldu.

Maduro’nun, Trump yönetimini "Venezuela petrolüne el koymak istemekle" suçlaması ve ülkesini savunacağını beyan etmesine rağmen gerçekleşen operasyon, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirdi.

Chavez’den Maduro’ya: Gerilimin Tarihsel Kökleri

Bugün yaşanan askeri müdahalenin kökleri, 1999 yılında Hugo Chavez’in iktidara gelmesine kadar uzanıyor. "Bolivarcı Devrim" söylemiyle iktidara gelen Chavez, ABD’nin "arka bahçesi" olarak gördüğü Latin Amerika’da Washington karşıtı bir blok oluşturmuştu.

İlişkilerdeki ilk büyük kırılma, ABD’nin 2002 yılında Chavez’e yönelik başarısız darbe girişimine verdiği zımni destekle yaşandı. Chavez’in 2013’teki ölümünün ardından koltuğu devralan Nicolas Maduro döneminde ise ekonomik kriz ve hiperenflasyonla boğuşan ülke, ABD yaptırımlarının hedefi haline geldi. 2019 yılında Trump’ın, Juan Guaido’yu geçici devlet başkanı olarak tanımasıyla diplomatik savaş zirveye ulaşmıştı. Bugün gelinen nokta, çeyrek asırlık bu gerilimin askeri bir finalle sonlanmasıdır.

Enerji Jeopolitiği ve %%ENTITY:1183c7bb-4b9a-4547-a776-a531ada4e350:Monroe Doktrini%%

Operasyonun zamanlaması ve niteliği, meselenin sadece "demokrasi inşası" olmadığını, arka planda devasa bir enerji jeopolitiğinin yattığını gösteriyor. Venezuela, 300 milyar varili aşan kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyanın en zengin petrol yataklarına sahip ülkesi konumunda. Ayrıca altın, boksit ve demir gibi stratejik madenler açısından da küresel sıralamada üst basamaklarda yer alıyor.

ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Raporu’nda Batı Yarımküre’nin kontrolüne yapılan vurgu ve Trump’ın "enerji güvenliği" söylemleri, Venezuela petrollerinin Amerikan şirketlerine açılacağının sinyallerini veriyor. Washington, bu hamleyle hem küresel enerji piyasalarındaki kontrolünü artırmayı hem de Çin ve Rusya’nın bölgedeki enerji yatırımlarını boşa çıkarmayı hedefliyor.

İç Politika ve Küresel Mesajlar

Analistler, bu askeri harekatın ABD iç siyasetindeki yansımalarına da dikkat çekiyor. Kongre seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti’nin anketlerdeki düşüşünü durdurmak isteyen Trump yönetimi, bu "zafer" ile seçmen tabanını konsolide etmeyi amaçlıyor. Özellikle yasa dışı göçmen akışının kaynağında kurutulacağı tezi, Amerikan kamuoyunda karşılık bulan bir argüman olarak öne sürülüyor.

Öte yandan operasyon, küresel rakiplere de net bir mesaj niteliğinde. Karakas yönetimiyle yakın ilişkileri bulunan ve bölgeye askeri/ekonomik yatırım yapan Rusya ve Çin’in, ABD’nin arka bahçesindeki bu sert müdahalesine karşı etkisiz kalması, Washington’un tek taraflı güç kullanımındaki kararlılığını teyit etti. Uluslararası hukukta tartışma yaratan "devlet başkanının başka bir ülkede yargılanması" ve "egemenlik hakları" gibi konular ise, "güç siyasetinin" gölgesinde kalmış görünüyor.

Venezuela’da başlayan bu yeni dönem, sadece Latin Amerika’nın değil, küresel enerji piyasalarının ve uluslararası ittifakların da yeniden şekilleneceği bir sürecin habercisi olarak değerlendiriliyor.