ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu'ndaki görevine antisemitizm iddiaları sonrası son verilen Carrie Prejean Boller, sessizliğini bozdu. Kararın ardından geri adım atmayan Boller, Gazze'deki duruma dikkat çekerek, "Masum Filistinlilere soykırım uygulayan bir devlete boyun eğmem" mesajı verdi.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından Federal Dini Özgürlük Komisyonu (USCIRF) üyeliğine atanan ancak geçtiğimiz günlerde olaylı bir şekilde görevden alınan Carrie Prejean Boller, Washington gündemine oturan açıklamalarda bulundu. Görevden alınma sürecini ve kendisine yöneltilen antisemitizm suçlamalarını değerlendiren Boller, İsrail yönetimine yönelik sert eleştirilerini sürdürdü.
"Zincirlerimden Kurtuldum"
Görevine son verilmesinin ardından bir açıklama yapan Boller, bu kararı bir baskı unsuru olarak değil, aksine bir özgürleşme olarak gördüğünü belirtti. "Artık zincirlerimden kurtuldum ve kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissediyorum" diyen eski komisyon üyesi, kendisine yönelik baskıların İsrail'e kayıtsız şartsız destek talebinden kaynaklandığını ima etti.
Boller, yaptığı açıklamada şu çarpıcı ifadeleri kullandı:
"İnsanların beyinlerini İsrail'e tapmaları için yıkadılar. Ben, masum Filistinlilere karşı açıkça soykırım uygulayan İsrail'e tapmaktansa ölmeyi tercih ederim."
İpler Müze Oturumunda Koptu
Boller'in görevden alınmasına giden süreç, Washington'daki Museum of the Bible'da (İncil Müzesi) düzenlenen "antisemitizm" başlıklı özel bir oturumda başladı. Edinilen bilgilere göre Boller, bu toplantıda "İsrail devletini eleştirmenin, Siyonizme karşı durmanın veya Gazze'deki savaşı protesto etmenin antisemitizm sayılıp sayılmayacağı" yönünde sorular yöneltti. Bu sorular, komisyon içindeki bazı üyeler ve İsrail yanlısı gruplar tarafından tepkiyle karşılandı.
Toplantı sırasında yakasında Amerikan bayrağının yanında bir Filistin bayrağı rozeti taşıdığı belirtilen Boller, komisyonun bazı üyelerini "her türlü İsrail eleştirisini antisemitizmle eş tutmakla" suçladı.
Candace Owens Tartışması ve Görevden Alma
Gerilimi tırmandıran bir diğer unsur ise Boller'in, antisemitik komplo teorileri yaymakla eleştirilen siyasi yorumcu Candace Owens'ı savunması oldu. Boller, Owens'ın söylemlerinin antisemitizm içermediğini iddia ederek, oturumdaki konuşmacıların İsrail'i eleştirenleri susturmak için antisemitizm kartını kullandığını öne sürdü.
Bu gelişmelerin ardından Boller, "komisyon oturumunu kişisel veya siyasi gündemi için kullandığı" gerekçesiyle görevden alındı. Boller ise bu karara ilk etapta itiraz ederek, kendisini yalnızca kendisini atayan Başkan Donald Trump'ın görevden alabileceğini savunmuştu.
Komisyonun Yapısı Mahkemelik Oldu
Öte yandan, Trump döneminde yeniden yapılandırılan Dini Özgürlük Komisyonu'nun tek sorunu Boller krizi değil. Komisyon hakkında, farklı dini görüşleri yeterince temsil etmediği gerekçesiyle federal dava açıldı.
New York'ta açılan davada, Interfaith Alliance (Dinlerarası İttifak) ile çeşitli Müslüman, Hindu ve Sih kuruluşlar, komisyonun büyük çoğunluğunun muhafazakar Hristiyanlardan oluştuğuna dikkat çekti. Davacılar, 1972 tarihli Federal Danışma Komitesi Yasası gereğince, bu tür kurulların farklı görüşler arasında bir denge gözetmesi gerektiğini vurguluyor.