ABD'nin İran'a yönelik son saldırılarını vicdanen destekleyemeyeceğini belirterek görevinden ayrılan Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) Direktörü Joe Kent, yönetim içindeki karar alma süreçlerine dair çarpıcı iddialarda bulundu. Kent, kritik yetkililerin ABD Başkanı Donald Trump'a ulaşmasının ve farklı görüşlerini dile getirmesinin kasıtlı olarak engellendiğini öne sürdü.
ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Washington'un İran'a yönelik tırmanan askeri operasyonlarına tepki göstererek görevinden istifa etti. 17 Mart'ta istifa mektubunu kamuoyuyla paylaşan Kent, ülkesinin başlattığı saldırıların Amerikan halkının çıkarına olmadığını belirterek görevini sürdürmesinin vicdanen imkansız hale geldiğini vurguladı. İstifasının ardından açıklamalarda bulunan Kent, Beyaz Saray içindeki istihbarat ve karar alma mekanizmalarının işleyişine dair ciddi eleştiriler getirdi.
"Farklı Görüşler Kapalı Kapılar Ardında Susturuldu"
ABD'nin İran'a yönelik saldırıları öncesindeki karar sürecini eleştiren Kent, üst düzey karar alıcıların ABD Başkanı Donald Trump ile görüşerek endişelerini aktarmalarına izin verilmediğini ifade etti. İstihbarat yetkililerinin sağduyuyu elden bıraktığını belirten Kent, kararların dar bir kadro tarafından kapalı kapılar ardında alındığını ve eleştirel yaklaşımların dışlandığını savundu.
Başkan Trump ile istifasından önce yüz yüze bir görüşme gerçekleştirdiğini belirten Kent, görüşmenin saygılı bir çerçevede geçtiğini ve Trump'ın neden ayrıldığını dinlediğini kaydetti. Kent, Başkan ile "kişisel olarak iyi şartlarda ayrıldıklarına" inandığını sözlerine ekledi.
"İran'dan Acil Bir Tehdit Yoktu, Bizi İsrail Sürüklüyor"
NCTC Direktörü, ABD üslerine veya ana karasına yönelik herhangi bir 11 Eylül benzeri saldırı planlandığına dair somut bir istihbarat bulunmadığının altını çizdi. İran'ın nükleer silah elde etmeye yakın olmadığını vurgulayan Kent, düzenlenen saldırılarda öldürülen Ali Hamaney'in aslında nükleer programı ılımlı bir çizgide tutan isimlerden biri olduğunu ileri sürdü. Kent, "Onu kaba kuvvetle öldürürseniz, halk o rejimin etrafında kenetlenecektir" diyerek operasyonların stratejik bir hata olduğunu ifade etti.
ABD'nin Orta Doğu politikasını da eleştiren Kent, Washington'un güçlü lobilerin baskısıyla hareket ettiğini ve İsrail tarafından bu bölgesel çatışmanın içine çekildiğini savundu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun İran'ı "acil bir tehdit" olarak nitelendirmesinin hatalı olduğunu belirten Kent, ortada bir provokasyon yokken İran'ın saldıracağına inanmak için hiçbir geçerli sebep bulunmadığını kaydetti. Kent, asıl kışkırtmanın ve acil tehdidin İran'dan değil, İsrail'in eylemlerinden kaynaklandığını öne sürdü.
Bugünkü Haberler’in edindiği bilgilere göre, daha önce askeri kariyeri boyunca 11 kez çatışma bölgesinde görev yapmış olan Joe Kent, ABD'nin gelecek nesillerini "halka hiçbir fayda sağlamayan bir savaş için ölüme göndermeyi" reddettiği için görevini bıraktı. Kent'in bu çıkışı, ABD istihbarat ve dış politika camiasında İran stratejisine yönelik içerideki çatlakları net bir şekilde gün yüzüne çıkarmış oldu.