ABD İstihbarat Topluluğu tarafından yayımlanan 2026 Küresel Tehditler Raporu'nda Çin en ciddi küresel rakip olarak tanımlanırken, Rusya en yakın tehdit kategorisinde değerlendirildi. Raporda ayrıca İran'ın nükleer zenginleştirme faaliyetlerindeki son durum da dikkat çekti.
ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (ODNI) tarafından hazırlanan 2026 Yılı Küresel Tehditler Değerlendirme Raporu, uluslararası güvenlik dinamiklerini şekillendiren temel aktörleri detaylı bir şekilde masaya yatırdı. İstihbarat komitesinin değerlendirmelerine göre, Washington'ın ulusal güvenliğini ve küresel düzeni etkileyen başlıca üç aktör Çin, Rusya ve İran olmaya devam ediyor.
Raporda, Çin'in ABD karşısındaki "en ciddi küresel rakip" olduğu vurgulandı. Pekin yönetiminin ekonomik kapasitesini, teknolojik ilerlemelerini ve giderek büyüyen askeri gücünü küresel çapta nüfuz alanını genişletmek için kullandığı ifade edildi. Özellikle siber uzayda ve uzay teknolojilerinde Çin'in yatırımlarının, ABD'nin stratejik üstünlüğüne karşı uzun vadeli bir meydan okuma oluşturduğu belirtildi.
Rusya ise raporun "en yakın ve acil tehdit" bölümünde yer aldı. Moskova'nın mevcut askeri operasyonları ve asimetrik savaş kapasitesi, Avrupa-Atlantik güvenliği başta olmak üzere küresel istikrara yönelik doğrudan bir risk olarak tanımlandı. Rusya'nın, uluslararası yaptırımlara rağmen askeri kapasitesini korumaya ve Batı ittifakını zayıflatmaya yönelik faaliyetlerini sürdürdüğüne dikkat çekildi.
Raporun Orta Doğu güvenliğiyle ilgili bölümünde İran'ın durumu özel bir yer tuttu. Tahran'ın bölgedeki nüfuz arayışlarının ve desteklediği vekil güçlerin istikrarsızlık yaratan temel unsurlardan biri olduğu belirtilmekle birlikte, nükleer programına ilişkin önemli bir tespit paylaşıldı. ABD istihbaratının verilerine göre İran, geride bıraktığımız haziran ayından bu yana yeni bir nükleer zenginleştirme faaliyeti gerçekleştirmedi. Bu durum, Tahran'ın nükleer programında kısa vadeli bir duraklama veya bekleme stratejisi izlediği şeklinde yorumlandı.
ABD'nin küresel stratejisinin şekillenmesinde temel belge niteliği taşıyan rapor, yapay zeka, siber saldırılar ve iklim değişikliği gibi ulusötesi tehditlerin de geleneksel devlet merkezli risklerle birleşerek küresel güvenlik mimarisini daha karmaşık hale getirdiği uyarısıyla sona eriyor.