27 Şubat 2026 Cuma
Haber

ABD Donanması Alarm Durumunda: Akdeniz-Umman Hattında Savaş Gemisi Sayısı 23’e Yükseldi

İran ile tırmanan gerilimin gölgesinde stratejik hamlelerini artıran Washington yönetimi, Akdeniz’den Umman Denizi’ne uzanan kritik hatta askeri yığınağını genişletiyor. Bölgedeki toplam Amerikan savaş gemisi sayısı 23’e ulaşırken, nükleer uçak gemileri ve güdümlü füze muhripleri stratejik noktalara konuşlandırıldı.

Paylaş:
ABD Donanması Alarm Durumunda: Akdeniz-Umman Hattında Savaş Gemisi Sayısı 23’e Yükseldi

İran ile tırmanan gerilimin gölgesinde stratejik hamlelerini artıran Washington yönetimi, Akdeniz’den Umman Denizi’ne uzanan kritik hatta askeri yığınağını genişletiyor. Bölgedeki toplam Amerikan savaş gemisi sayısı 23’e ulaşırken, nükleer uçak gemileri ve güdümlü füze muhripleri stratejik noktalara konuşlandırıldı.

ABD yönetimi, Orta Doğu'da artan güvenlik riskleri ve İran ile yaşanan diplomatik ve askeri gerilimlerin ardından bölgedeki deniz gücünü belirgin şekilde artırma kararı aldı. Açık kaynaklardan derlenen son istihbarat verilerine göre, Amerikan Donanması Akdeniz ile Umman Denizi arasındaki geniş bir coğrafyada toplam 23 savaş gemisiyle devriye geziyor.

Akdeniz’de Nükleer Güç Gösterisi

Bölgedeki deniz gücünün en yoğun olduğu noktalardan biri Akdeniz olarak öne çıkıyor. Halihazırda Akdeniz sularında ABD’ye ait toplam 10 savaş gemisi görev yapıyor. Bu filonun amiral gemisi ise ABD donanmasının en yeni ve teknolojik açıdan en gelişmiş uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford.

Nükleer tahrik sistemiyle çalışan ve yaklaşık 100 bin tonluk ağırlığa sahip olan USS Gerald R. Ford, yakıt ikmali yapmaksızın uzun süre görev yapabiliyor. 75 adede kadar savaş uçağı taşıma kapasitesine sahip gemi, 4 bin 500’ü aşkın personeliyle bölgedeki hava operasyonlarının merkezi konumunda.

Akdeniz’deki görev grubunda uçak gemisine, "Arleigh Burke" sınıfı 8 adet güdümlü füze muhribi eşlik ediyor. Bu muhripler, gelişmiş radar sistemleri ve balistik füze savunma yetenekleriyle hem filoyu koruyor hem de kara hedeflerine yönelik hassas vuruş gücü sağlıyor. Lojistik destek ise "Henry J. Kaiser" sınıfı USS Kanawha akaryakıt gemisi tarafından sağlanıyor.

Umman Denizi’nde İkinci Cephe: USS Abraham Lincoln

ABD’nin bir diğer büyük yığınağı ise Umman Denizi’nde gerçekleşmiş durumda. Burada da Akdeniz’deki gibi toplam 10 askeri unsur bulunuyor. Bölgedeki operasyonların liderliğini, "Nimitz" sınıfı nükleer uçak gemisi USS Abraham Lincoln üstleniyor. 5 bin 750 askeri personelin görev yaptığı bu dev gemi, geniş bir hava gücünü bünyesinde barındırıyor.

Umman Denizi’ndeki görev grubunda USS Abraham Lincoln’e 5 muhrip, 2 akaryakıt gemisi ve kıyı bölgelerindeki operasyonlar için özelleştirilmiş 2 kıyı muharebe gemisi (LCS) eşlik ediyor. Özellikle USS Canberra ve USS Santa Barbara isimli "Independence" sınıfı kıyı muharebe gemileri, sığ sulardaki manevra kabiliyetleri ile dikkat çekiyor.

Lojistik sürdürülebilirlik için ise "Lewis and Clark" sınıfı USS Carl M. Brashear ve "Henry J. Kaiser" sınıfı tanker gemileri bölgede aktif rol oynuyor.

Basra ve Aden Körfezi’nde Kritik Varlık

Donanma hareketliliği sadece açık denizlerle sınırlı kalmadı. Stratejik geçiş noktaları olan Basra Körfezi ve Aden Körfezi’nde de Amerikan bayraklı gemiler devriye geziyor.

  • Basra Körfezi: Bölgede 1 muhrip ve 1 kıyı muharebe gemisi olmak üzere 2 gemi bulunuyor. Özellikle sığ sularda mayın temizleme ve hızlı müdahale yeteneğine sahip "Independence" sınıfı USS Tulsa, Basra Körfezi'nin hassas sularında görev yapıyor.
  • Aden Körfezi: Kızıldeniz girişindeki bu stratejik noktada ise "Arleigh Burke" sınıfı güdümlü füze muhribi USS Delbert D. Black tek başına görev icra ediyor. Yaklaşık 280 kişilik mürettebatı bulunan gemi, ticari rotaların güvenliği ve bölgesel tehditlere karşı caydırıcılık görevi üstleniyor.

Washington’ın bu hamlesi, bölgedeki tansiyonun düşmediğini ve ABD'nin olası senaryolara karşı "hazır kıta" beklediğini gösteriyor. Özellikle iki farklı nükleer uçak gemisi görev grubunun aynı anda bölgede bulunması, askeri uzmanlar tarafından nadir görülen bir güç konsolidasyonu olarak yorumlanıyor.