ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre, 2026 mali yılının ilk çeyreğinde ulusal borcun net faiz giderleri 270,3 milyar dolara yükselerek, ülkenin devasa savunma bütçesini geride bıraktı.
Amerika Birleşik Devletleri bütçesi üzerinde uzun süredir baskı oluşturan borç yükü, 2026 mali yılına ait verilerin açıklanmasıyla birlikte tarihi bir dönüm noktasına ulaştı. ABD Hazine Bakanlığı tarafından yayımlanan son raporlar, federal hükümetin borçlanma maliyetlerinin, ülkenin en büyük harcama kalemlerinden biri olan savunma harcamalarını geçtiğini ortaya koydu.
İlk Çeyrekte 270,3 Milyar Dolarlık Faiz Faturası
Hazine Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, 1 Ekim'de başlayan 2026 mali yılının ilk üç ayını kapsayan dönemde (Ekim, Kasım, Aralık), ABD'nin ulusal borcu için ödediği net faiz tutarı 270,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, aynı dönemdeki Pentagon harcamalarının ve askeri program maliyetlerinin üzerine çıktı.
Söz konusu artış, Washington'ın mali dengeleri açısından kritik bir uyarı niteliği taşıyor. Bütçe uzmanları, faiz giderlerindeki bu hızlı yükselişin, federal bütçenin esnekliğini azalttığına ve diğer kamu hizmetlerine ayrılacak kaynakları daralttığına dikkat çekiyor.
Borç Yükü ve Yüksek Faiz Etkisi
Faiz ödemelerindeki bu rekor seviye, iki temel faktörün birleşimiyle açıklanıyor: Yıllardır artarak devam eden ulusal borç stoku ve borçlanma maliyetlerini doğrudan etkileyen faiz oranları. Hazine'nin piyasalardan borçlanmak için ödediği getirilerin yüksek seyretmesi, mevcut borcun çevrilmesini daha maliyetli hale getiriyor.
Bütçe Açığında "Faiz" Baskısı
Elde edilen veriler, faiz harcamalarının artık bütçe açığının en hızlı büyüyen bileşenlerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Geleneksel olarak Sosyal Güvenlik ve Medicare (sağlık sigortası) harcamalarının ardından en büyük kalemler arasında yer alan savunma bütçesinin, faiz ödemelerinin gerisinde kalması, ABD mali politikasında yeni bir döneme işaret ediyor.
Ekonomistler, net faiz giderlerinin savunma harcamalarını aşmasının sembolik öneminin ötesinde, uzun vadeli mali sürdürülebilirlik açısından ciddi riskler barındırdığını vurguluyor. Borç servis maliyetlerinin artması, gelecekteki bütçe görüşmelerinde harcama kesintileri veya vergi artışları gibi zorlu kararların daha sık gündeme gelmesine neden olabilir.