1 Mart 2026 Pazar
Haber

28 Şubat’ın Tanığı Gaziantepli Gazeteci: "Sabah İşe Giderken Terörist Muamelesi Görüyorduk"

Gaziantep’te yerel bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini sürdüren 55 yaşındaki Yaşar Yavuz, 28 Şubat döneminde sadece mesleğini yaptığı için maruz kaldığı baskıları, gözaltıları ve hukuksuzlukları anlattı.

Paylaş:
28 Şubat’ın Tanığı Gaziantepli Gazeteci: "Sabah İşe Giderken Terörist Muamelesi Görüyorduk"

Gaziantep’te yerel bir gazetenin genel yayın yönetmenliğini sürdüren 55 yaşındaki Yaşar Yavuz, 28 Şubat döneminde sadece mesleğini yaptığı için maruz kaldığı baskıları, gözaltıları ve hukuksuzlukları anlattı.

Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen ve toplumun geniş kesimleri üzerinde silinmesi güç izler bırakan 28 Şubat süreci, Anadolu basınında görev yapan gazeteciler için de zorlu bir sınavdı. Gaziantep’te gazetecilik kariyerine o karanlık günlerde başlayan Yaşar Yavuz, aradan geçen yıllara rağmen yaşadığı travmatik olayları hafızasından silemiyor.

Bugün yerel bir gazetenin genel yayın yönetmeni olan Yavuz, 1999 yılında Selam gazetesinde mesleğe ilk adımını attığında, kendini bir anda baskı ikliminin tam ortasında buldu. Yavuz, o dönemde hukukun ve anayasal hakların askıya alındığını, gazetecilerin ise potansiyel suçlu gibi görüldüğünü belirtiyor.

"Abone Listesi İçin 3 Gün İşkence Gördüm"

Mesleğe başladığı ilk yıllarda karşılaştığı hukuksuzlukları paylaşan Yavuz, sadece gazete aboneliği sistemi nedeniyle emniyete götürüldüğünü ifade etti. O dönemde gazeteye kent genelinde 282 kişinin abone olduğunu belirten Yavuz, yaşadığı o süreci şu sözlerle aktardı:

"Sivil polis ekipleri beni emniyete götürdü ve abonelerin isimleri ile adreslerini vermemi istedi. Ben gazetenin resmi bir yayın organı olduğunu, bu tür kişisel kayıtların bende bulunmadığını söyledim. Bu cevabım üzerine 3 gün boyunca emniyette işkence gördüm. Evim arandı. Sonunda isnat edilecek bir suç bulamadıkları için beni serbest bıraktılar."

Serbest kaldıktan sonra da baskıların bitmediğini belirten Yavuz, sivil polislerin sık sık evini ve iş yerini ziyaret ederek taciz ettiğini, bu yoğun baskılara dayanamayarak gazete dağıtımını bırakmak zorunda kaldığını dile getirdi.

Gazete Eki Olan Poster Nedeniyle Dayak

Yavuz’un yaşadığı mağduriyetler sadece abonelik sistemiyle sınırlı kalmadı. 1999 yılında, o dönem cezaevinde bulunan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir posterini dağıttığı gerekçesiyle yeniden hedef haline geldi.

Söz konusu posterin gazetenin bir eki olarak geldiğini ve okurlara ulaştırıldığını belirten Yavuz, "Polis ekipleri beni tekrar karakola götürdü. 'Bu adamın posterini neden dağıtıyorsun?' diye hesap sordular. Posterin gazetenin içinden çıktığını, benim de görevim gereği okura verdiğimi anlatmaya çalıştım. Ancak buna rağmen emniyette yine şiddet gördüm" dedi.

"İşe Giderken Suç İşliyor Gibiydik"

28 Şubat sürecinin Anadolu’daki yansımalarının çok ağır olduğunu vurgulayan Yavuz, o günkü psikolojik atmosferi "terörist muamelesi görmek" olarak tanımlıyor.

Her gün gözaltı ve tehdit korkusuyla yaşadıklarını belirten deneyimli gazeteci, o günleri şöyle özetledi: "Sabah işe giderken sanki bir suç işliyormuşuz, sanki teröristmişiz gibi muamele görüyorduk. Ortada bir fiil yok, işlenmiş bir suç yok ama bize bakış açısı buydu. 1980 darbesini de görmüş biri olarak söylüyorum; 28 Şubat, baskı ve sindirme açısından çok daha ağır bir dönemdi."

Baskılar nedeniyle mesleğine bir süre ara vermek zorunda kaldığını ve ailesinin bu süreçte maddi zorluklar çektiğini belirten Yavuz, darbenin toplumun inanç, düşünce ve insan onuruna yönelik topyekûn bir saldırı olduğunu vurguladı. Yavuz, kimden gelirse gelsin ve kime karşı yapılırsa yapılsın, her türlü darbe girişimine karşı durulması gerektiğinin altını çizdi.