AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler ve Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümünde yaptıkları değerlendirmelerde, askeri vesayetin sona ermesindeki siyasi iradeye ve geçmişin "nefret dili" kalıntılarına dikkat çekti.
Refahyol Hükümeti'nin istifasına yol açan ve Türkiye'de demokrasi tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olarak kabul edilen 28 Şubat sürecinin üzerinden 29 yıl geçti. Dönemin tanıkları ve bugünün siyasetçileri olarak süreci değerlendiren AK Parti milletvekilleri, vesayetin tasfiyesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın rolüne vurgu yaparken, bazı zihniyet kalıntılarının halen varlığını sürdürdüğünü ifade etti.
"1982 Anayasası İki Düşman Tanımladı"
AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler, 28 Şubat’ın sadece bir anlık müdahale olmadığını, öncesinde toplumu hazırlayan psikolojik harekat süreçlerinin işletildiğini belirtti. Türkiye’de 28 Şubat öncesinde de başörtülü öğrencilerin eğitim hakkından mahrum bırakıldığını hatırlatan Böhürler, sorunun kökenini anayasal düzlemde değerlendirdi.
Böhürler, 1982 Anayasası'nın devletin bakış açısını şekillendirdiğini belirterek, "Bu anayasaya göre iki temel düşman tanımlanmıştır: Biri 'şeriat tehlikesi' olarak kodlanan Müslümanlaşma, diğeri ise Kürt meselesidir. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren İslam’ın bir parantez içine alındığı, sadece devlet kontrolündeki bir din anlayışına izin verildiği, halkın kendi inancını yaşama taleplerinin ise göz ardı edildiği bir sistem sorunu yaşanmıştır" ifadelerini kullandı.
"Süreci Bitiren İrade Erdoğan'dır"
Askeri vesayetin inançlı kesimin kamusal alandaki görünürlüğünü engellemeye çalıştığını vurgulayan Böhürler, bu dönemin kapanmasında en kritik rolün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından oynandığını dile getirdi. Erdoğan’ın o dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak sürecin en çok hedef alınan isimlerinden biri olduğunu hatırlatan Böhürler, AK Parti'nin izlediği temkinli ve halk odaklı siyasetin vesayeti adım adım gerilettiğini savundu.
Böhürler, "28 Şubat'ı asıl bitiren gelişme askeri vesayetin kalkmasıdır. Cumhurbaşkanımızın stratejisi ve dirayetiyle Genelkurmay Başkanlığı, siyasetin üzerinde bir vesayet makamı olmaktan çıkarılıp Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanarak devletin normal bir kurumu haline getirilmiştir" dedi.
Başörtüsüne anayasal güvence tartışmalarına da değinen Böhürler, başörtüsünün sembolik bir önem taşıdığını ancak asıl meselenin gerideki yasakçı zihniyetin tekrar iktidara gelmesinin engellenmesi olduğunu belirterek, çözümün daha özgürlükçü ve demokratik bir anayasadan geçtiğini vurguladı.
"Nefret Dolu Kalıntılara Şahit Oluyoruz"
AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç ise 28 Şubat'ta doğrudan milletin inancı ve iradesinin hedef alındığını kaydetti. Dönemin mağduriyetlerini hatırlatan Gözgeç, geçmişteki baskıcı zihniyetin izlerine bugün bile rastlanabildiğini ifade etti.
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş Akgün’e yönelik son dönemde gelişen söylemleri örnek gösteren Gözgeç, "Bugün maalesef 28 Şubat’ın o kirli ve nefret dolu kalıntılarına şahit oluyoruz. 'Sen başörtülüsün, belirli meslekleri yapamazsın, Meclis'e giremezsin' diyen o eski zihniyetin yansımalarını görüyoruz" dedi.
Gözgeç, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde yapılan düzenlemeler sayesinde bugün kadınların kılık kıyafet ayrımı olmaksızın eğitimden siyasete, teknolojiden tarıma kadar her alanda var olabildiğini sözlerine ekledi.