1 Mart 2026 Pazar
Haber

28 Şubat Mağduru Öğretmenlerin Sınıf Hasreti Sona Erdi: "Artık İlmimizle Buradayız"

Türkiye demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinde, kılık kıyafetleri nedeniyle mesleklerinden koparılan öğretmenler Sakine Zengin ve Vahide Coşkun, yıllar süren zorunlu ayrılığın ardından yeniden öğrencileriyle buluşmanın huzurunu yaşıyor.

Paylaş:
28 Şubat Mağduru Öğretmenlerin Sınıf Hasreti Sona Erdi: "Artık İlmimizle Buradayız"

Türkiye demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinde, kılık kıyafetleri nedeniyle mesleklerinden koparılan öğretmenler Sakine Zengin ve Vahide Coşkun, yıllar süren zorunlu ayrılığın ardından yeniden öğrencileriyle buluşmanın huzurunu yaşıyor.

Türkiye'nin yakın siyasi tarihine damgasını vuran ve toplumun geniş kesimlerini etkileyen 28 Şubat süreci, eğitim camiasında derin izler bıraktı. O dönemde başörtüsü taktıkları gerekçesiyle soruşturmalara uğrayan, baskı gören ve nihayetinde mesleklerinden edilen binlerce eğitimciden ikisi olan Sakine Zengin ve Vahide Coşkun, yaşadıkları zorlu yılları geride bırakarak yeniden sınıflarına dönmenin mutluluğunu paylaşıyor.

Müfettiş Baskısından İhraç Kararına

Bursa'nın İnegöl ilçesinde 1991 yılında mesleğe adım atan Sınıf Öğretmeni Sakine Zengin, 28 Şubat sürecinin başlamasıyla birlikte sistematik bir baskı altına alındığını ifade etti. Görevi başındayken müfettişler tarafından sık sık denetlendiğini belirten Zengin, "Kınama, görevden uzaklaştırma ve aylıktan kesme gibi çok sayıda disiplin cezası aldık" dedi.

Zengin, 1999 yılında tayin olduğu Kütahya'nın Domaniç ilçesinde yaşadığı ve kendisini en derinden yaralayan olayı şu sözlerle anlattı:

"Domaniç'e geldiğimde okul müdürü bana, 'Hocam ben size sınıf veremem bu halinizle' dedi. 'Ne yapacağız?' diye sorduğumda çözüm sunulmadı. 2000 yılının Haziran ayına kadar, yaklaşık 7 ay boyunca öğretmenler odasında oturdum, sınıfa girmeme izin verilmedi."

"Dünyanın Sonu Geldi Sandım"

7 Haziran 2000 tarihinde görevden alındığının tebliğ edildiğini belirten Zengin, o anı "Dünyanın sona erdiğini düşündüm" diyerek özetledi. Tam 11 yıl boyunca çok sevdiği mesleğinden ve öğrencilerinden ayrı kalan Zengin, 2010 yılındaki düzenlemelerle birlikte yeniden göreve döndü.

Şu anda Şükrünailipaşa İlkokulu'nda görev yapan Zengin, "16-17 yıldır fiilen tekrar görev yapıyorum. Başörtüsü taktığım için okuldan atıldım ama bugün öğrencilerimle inançlarımızı ve değerlerimizi özgürce yaşayabiliyoruz. Herhangi bir baskı altında olmadan, kimseden çekinmeden görevimizi yapmanın huzuru içindeyiz" ifadelerini kullandı.

"Okula Giremediğim İçin İstifa Etmiş Sayıldım"

Benzer bir mağduriyet yaşayan Fen Bilimleri Öğretmeni Vahide Coşkun ise, 1999 yılında ilk görev yeri olan İstanbul Eşrefpaşa Lisesi'ne atandığında okul idaresi tarafından kapıdan çevrildiğini belirtti.

İdarecilerin kendisini sınıfa almadığını, birkaç gün öğretmenler odasında bekletildiğini ve sonrasında okula girişinin tamamen engellendiğini söyleyen Coşkun, süreci şöyle aktardı:

"Okula giremediğim için beni istifa etmiş kabul ettiler. Zorunlu bir istifa dilekçesi yazdırıldı. Başımı açmam yönünde psikolojik baskı ve duygu sömürüsü yapıldı. 'Çocuklar sizin yüzünüzden boşta kalıyor' dediler. Ancak ben kendimle çelişmek istemedim. Kendime saygı duymayacağım bir şekilde sınıfa girseydim, o çocuklara faydalı olamazdım."

14 Yıl Sonra Gelen "Mucize"

Mesleğinden 14 yıl uzak kalan ve bu süreçte İnegöl'de ücretli öğretmenlik yaparak bağını koparmamaya çalışan Coşkun, 2013 yılında çıkan yasal düzenlemelerle kadrosuna kavuştu.

Erdem Beyazıt Ortaokulu'nda görevine devam eden Coşkun, yaşananların ardından kimseye karşı kin gütmediklerini vurgulayarak, "Bir yarım dönem sonra mucize gibi bir şey oldu ve gerçekten döndük. Devletimizin sağladığı imkanla buradayız. Karşı görüşte olan bir insanın bile benim yaşadıklarımı yaşamasını istemem. Kimseye bir şey empoze etmiyoruz; sadece kalemimizle, defterimizle ve ilmimizle buralardayız" dedi.