15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

2026’da Filistin Çıkmazı: Gazze’de "Sessiz" İlhak, Batı Şeria’da Sistematik Baskı

Batı başkentlerinde çatışmaların sona erdiği algısı hakim olsa da, 2026’nın ilk günlerinde sahadaki gerçeklik çok daha karanlık bir tablo çiziyor. Gazze’nin kuzeyinde fiili yerleşim planları devreye girerken, Batı Şeria ve İsrail içindeki Filistinliler suç örgütleri ve yasal kıskanç arasında sıkışmış durumda.

Paylaş:
2026’da Filistin Çıkmazı: Gazze’de "Sessiz" İlhak, Batı Şeria’da Sistematik Baskı

Batı başkentlerinde çatışmaların sona erdiği algısı hakim olsa da, 2026’nın ilk günlerinde sahadaki gerçeklik çok daha karanlık bir tablo çiziyor. Gazze’nin kuzeyinde fiili yerleşim planları devreye girerken, Batı Şeria ve İsrail içindeki Filistinliler suç örgütleri ve yasal kıskanç arasında sıkışmış durumda.

2026 yılına girilirken İsrail ve Filistin hattındaki gerilim, şekil değiştirerek daha kalıcı ve stratejik bir boyuta evrildi. Uluslararası kamuoyunda sıcak çatışmaların azaldığı ve savaşın bittiği yönünde bir yanılgı oluşsa da, bölgeden gelen raporlar İsrail’in "düşük yoğunluklu" ancak hedef odaklı bir stratejiye geçtiğini gösteriyor. Uzmanlar bu süreci, Gazze Şeridi’nin hem demografik hem de coğrafi olarak küçültülmesini hedefleyen "zamana yayılmış bir tasfiye planı" olarak nitelendiriyor.

Gazze’de Yeniden İmar Engeli ve Yerleşim Planları

İki yıl süren ağır yıkımın ardından Gazze’de insani kriz derinleşerek devam ediyor. Ateşkes ve normalleşme beklentilerinin aksine, bölgede yeniden imar çalışmaları İsrail güvenlik bürokrasisi tarafından fiilen durdurulmuş durumda. Savunma Bakanı Israel Katz’ın açıklamaları ve sahadaki askeri hareketlilik, İsrail’in Gazze’nin kuzeyinde kalıcı askeri üsler ve Yahudi yerleşimleri inşa etme niyetini açıkça ortaya koyuyor.

İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi’nin stratejik vizyonu çerçevesinde, Gazze’nin yeniden inşası İsrail’in çıkarlarına aykırı bir durum olarak değerlendiriliyor. İade edilmeyen rehine naaşları gerekçe gösterilerek temel insani yardımların ve inşaat malzemelerinin girişi engellenirken, bölge halkı sistematik bir yoksunluğa mahkum ediliyor. Bu durum, sıcak savaştan ziyade, yaşam alanlarını daraltarak nüfusu göçe zorlayan bir "yıpratma savaşı" modeline işaret ediyor.

%%ENTITY:45478d83-b199-4304-96bf-53842306c12f:Batı Şeria%% ve Mülteci Kamplarında "Etnik Temizlik" Uyarısı

İsrail’in stratejisi sadece Gazze ile sınırlı kalmıyor. Batı Şeria’da, özellikle C Bölgesi’nin fiili ilhakı yönündeki adımlar 2026 itibarıyla hız kazandı. Cenin ve Şems el-Din gibi mülteci kamplarında gerçekleştirilen askeri operasyonlar, güvenlik gerekçesinin ötesine geçerek bölgeyi Filistinlilerden arındırma hedefini taşıyor.

Doğu Kudüs, Ürdün Vadisi ve Güney El Halil Dağları’nda ise devlet destekli yerleşimci şiddeti, Filistinli köylüleri topraklarından koparmak için kullanılan birincil araç haline geldi. "Tepe Gençliği" olarak bilinen radikal grupların, kanunsuz bir milis gücü gibi hareket ederek Filistinlilere yönelik pogrom benzeri saldırılar düzenlediği ve bu eylemlerin güvenlik güçlerince görmezden gelindiği belirtiliyor.

İsrail İçindeki Filistinlilere Çifte Kıskaç

İsrail vatandaşı olan bir milyonu aşkın Filistinli için de durum giderek zorlaşıyor. Tel Aviv yönetimi, bu nüfusa yönelik iki ayaklı bir baskı politikası yürütüyor:

  1. Siyasi Kriminalizasyon: Gazze halkıyla dayanışma gösteren her türlü siyasi faaliyet ve protesto, "teröre destek" kapsamında değerlendirilerek yasaklanıyor ve ağır cezalarla bastırılıyor.
  2. Suç Örgütlerine Alan Açılması: Arap köyleri ve kasabalarında organize suç örgütlerinin faaliyetlerine göz yumuluyor. Halka korku salan ve güvenliği yok eden bu çeteler, dolaylı yoldan insanları göçe zorlayan bir araç olarak kullanılıyor.

Uluslararası Dengeler ve %%ENTITY:3680d22b-ca40-49f0-9a49-7f595f821d9c:Türkiye%%’nin Rolü

Washington’daki yönetim değişikliği ve Donald Trump’ın öngörülemez politikaları, İsrail’in planlarını hayata geçirmesinde kritik bir değişken olarak duruyor. Analistler, Trump’ın fevri yaklaşımlarının riskler barındırmakla birlikte, bölgede Türkiye’nin üstleneceği olası bir rolün İsrail’in yayılmacı hedeflerini frenleyebilecek tek somut garanti olabileceğini vurguluyor. Gazze’nin yeniden imarında ve olası bir uluslararası barış gücünde Türkiye’nin varlığı, Tel Aviv’in tam ilhak planlarının önündeki en büyük diplomatik ve askeri engel olarak görülüyor.

Bölgesel aktörlerin sessizliği ve Batı’nın "savaş bitti" söylemine sığınması, 2026 yılında Filistinliler için tarihin en zorlu dönemlerinden birinin kapısını aralıyor.