Mehmet Akif Ersoy tarafından "Kahraman Ordumuza" ithaf edilerek kaleme alınan İstiklal Marşı'nın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde resmi marş olarak kabul edilmesinin üzerinden tam 105 yıl geçti. Milli mücadelenin en çetin günlerinde yazılan bu eşsiz eserin Meclis'teki oylama süreci ve yaşanan coşku, dönemin resmi tutanaklarında tüm canlılığıyla yer almaya devam ediyor.
Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin edebi ve manevi simgesi olan İstiklal Marşı, kabulünün 105'inci yılında önemini koruyor. Birinci İnönü Zaferi'nin ardından milli bir marşa duyulan ihtiyacın artması üzerine başlayan ve Mehmet Akif Ersoy'un mısralarıyla son bulan bu tarihi süreç, Meclis zabıtlarında detaylarıyla belgelenmiş durumda.
1920 yılının sonlarında, dönemin Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı) tarafından milli heyecanı ayakta tutacak bir marşın yazılması için yarışma düzenlendi. Ülkenin dört bir yanından katılımın olduğu yarışmaya tam 724 şiir gönderildi. Ancak dönemin Burdur Mebusu olan Mehmet Akif Ersoy, yarışmanın sonunda verilecek olan 500 liralık para ödülü nedeniyle başlarda bu yarışmaya katılmayı reddetti. Ersoy'un, "Milletin başarılarının para ile övülemeyeceği" yönündeki kararlı tutumu, dönemin Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) ve dostu Hasan Basri (Çantay) Bey'in ısrarları ve ödül konusundaki güvenceleri üzerine değişti.
Tarihi Meclis tutanaklarına göre, Mehmet Akif Ersoy'un Ankara'daki Taceddin Dergahı'nda kaleme aldığı şiir, ilk kez 1 Mart 1921 tarihindeki Meclis oturumunda kürsüden okundu. Hamdullah Suphi Bey'in okuduğu mısralar, milletvekilleri tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Tutanaklarda, şiirin okunması sırasında Meclis sıralarından yükselen "Şiddetli alkışlar" ve "Sürekli alkışlar" ibareleri, eserin yarattığı derin etkiyi resmi kayıtlara geçirdi.
Şiirin milli marş olarak kabul edilmesi ise 12 Mart 1921 tarihinde gerçekleşti. Meclis Başkanı Mustafa Kemal Paşa'nın da katıldığı oturumda yapılan oylama sonucunda, Mehmet Akif'in eseri oy birliğiyle İstiklal Marşı olarak kabul edildi. Kararın ardından marş, Meclis'te ayakta ve dakikalarca alkışlanarak tekrar okundu.
Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı'nın kabulünün ardından yarışma kuralı gereği kendisine verilen 500 liralık para ödülünü kendi hesabına almadı. Ersoy, bu meblağı yoksul kadın ve çocuklara iş öğreten, cepheye elbise diken "Darülmesai" adlı vakfa bağışladı. Ünlü şair, İstiklal Marşı'nı Türk milletinin ve ordusunun bir eseri olarak gördüğü için kendi şiirlerini topladığı Safahat adlı eserine de dahil etmeyerek, "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" sözleriyle tarihe geçti.